SeffafLabirent

SeffafLabirent
@seffaflabirent
9 okur puanı
Aralık 2025 tarihinde katıldı
İnsan susan bir varlık mıdır?
Felsefe
İnsan susan bir varlık mıdır, yoksa susmak dediğimiz şey tükenmenin adı mıdır? Bakalım kim nerede duracak.
Reklam
Arkadaşlar cidden kişisel gelişim kitaplarını okuyup da bu gerçekten bende etki yaptı dediğiniz bir kitap oldu mu? Ben çoğunu yarıda bıraktım maalesef
1000Kitap
Bırakmanız sağlıklı bir refleks, modern zaman masalları size göre olmayabilir. Gelişimde; İnsanın kendine dıştan ve içten bakmayı öğrenmesi, otomatik yaşadığını fark etmesi, kendini kandırdığı yerleri görmesi gerekir, gelişim genelde farkındalıkla başlar. Naçizane size birkaç önerim olabilir; Viktor Frankl – İnsanın Anlam Arayışı (Bu kitap “iyi hisset” demez.) “Acının içindeyken bile bir anlam kurabilir misin?” diye sorar. James Hollis – Hayatın İkinci Yarısı (Bu kitap “daha iyi ol” demez.) Şunu sorar: “Şu ana kadar yaşadığın hayat gerçekten senin miydi?” Erich Fromm – Sahip Olmak ya da Olmak (Kitapta mutluluk vaadi yok.) Ama sistematik olarak şunu hatırlatır; “Neden doyumsuzuz ve neden hep eksik hissediyoruz?”
İnsanın Anlam Arayışını okudum Ve beğendim de. Teşekkür ederim.
Yok mu kesinlikle okumalısın dediğiniz kitap ya. Güya kitap okuma sitesi burası.
1000Kitap

Çiğdem

@Asteriaas
·
Rica etsem bana böyle iyice saran bir kaç kitap önerir misiniz? Böyle merak uyandırsın sarsın gitsin. Çok ihtiyacım var. Please 🙏🏻
1000Kitap
*Eğer tek bir kitapla sarsılmak istiyorsanız, Osamu Dazai – İnsanlığımı Yitirdiğim Gün *Eğer zihinsel bir tokat istiyorsanız, Dostoyevski – Yeraltından Notlar *Eğer insanlıkla yüzleşmek istiyorsanız Primo Levi – Bu Bir İnsan mı Bunlar “okunup bitirilen” sonrada kitaplıkta tozlanmaya bırakılacak kitaplar değildir. İnsanın içinde yer açar. Sadece vakit harcayacağım kitaplar arıyorum derseniz, birkaç önerim de onlardan olabilir.
Teşekkür ederim 🙏🏻
“BEKLE BENİ”
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2025 46. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2025 00:18
Uzun zaman sonra kalemini sevdiğim yazarın yeni bir roman çıkarması beni mutlu etti. Roman, Selim ile Leyla’nın aşk hikâyesi olarak başlıyor, fakat asıl teması ‘68li yılların Türkiye’sindeki ‘Fikir
Aşk - Edebiyat - Roman
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518bin okunma
Zülfü Livaneli’nin Bekle Beni, tanıdık bir vicdan hattında ilerliyor: 60–70’lerin aydınları, işkence, sürgün, suskunluk ve geçmişle hesaplaşma. Bu hat sahici; fakat roman, bu sahiciliği yeni bir edebi risk üretmek için kullanmıyor. Okuru sarsmak yerine, bildiği bir acının etrafında dolaştırıyor. Tanıklık anlatıya dönüşüyor ama anlatı, okurun estetik beklentisini ileri taşımıyor. Bu yüzden metin “kötü” olduğu için değil, fazla tanıdık olduğu için yoruyor. Tanıklık kıymetlidir; ama edebiyat, tanıklığın konforuna yerleştiğinde okuru ileri çağırmayı bırakır. Romanı bitirme motivasyonu çoğu yerde meraktan değil, yazara duyulan saygıdan besleniyor; okur, metni değil yazarı yarım bırakmamaya çalışıyor. Ayrıca; Romandaki Hayalhane bölümünde (Sayfa 61) Endymion’un “kaderini bilmekle cezalandırılan” bir figür gibi sunulması mitolojik açıdan sorunlu. Klasik mitolojide Endymion’un kaderi bilgiyle değil, zamansızlık ve sonsuz uyku ile ilgilidir; geleceği bilmekle cezalandırılan figür Kassandra’dır. Metinde bunun bilinçli bir metafor kaydırması olduğuna dair açık bir işaret bulunmadığı için, özellikle mitolojiye hâkim olmayan okur ya da dinleyici için bu ifade yanlış bir öğrenmeye dönüşebilir. Derin metaforlar, sınırları görünür kılındığında derindir; görünmez bırakıldığında, edebiyat düşünceyi çoğaltmak yerine hafızayı bulanıklaştırır. Metinde mitolojik bir kaydırma yapıldığına dair bir iz, işaret yada açıklama bulunmaması benim açımdan son derece kusurludur. Son Söz; Bir roman, doğru tarafta durduğu için mi güçlüdür; yoksa okuru rahatsız edecek yeni bir risk aldığı için mi?