Giriş Yap
En olağanüstü çözümler en garip kararlardan çıkar. Ölümün gemisine binmek bazen deniz kazasından kurtulmak anlamına gelir ve tabutun kabağı kurtuluş salına dönüşür.
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Ey aşktan acı çekenler , sevmekten vazgeçmeyin . Durmadan sevin , aşktan ölmek , askla yasamak kadar asildir.
Onun mutluluğu yaşantımın amacıydı.
Sayfa 1712 - Ülkü Basım Yayın 1986 Baskısı
1724 syf.
·
103 günde okudu
·
Beğendi
·
10/10 puan
İnsanlık adına kaleme alınmış ve her zaman kıymetini korumuş bir eserle ilgili şahsi düşüncelerimi paylaşmadan edemiycem... Victor Hugo'nun insanların sınıflandırılması ve yargılanması konusundaki adaletsizliği türüne çok az rastlanır bir hassasiyetle kalbimize, zihnimize kazıdığı bir başyapıt olan Sefiller tüm insanlığın tekrar tekrar okuması, üzerinde düşünmesi gereken bir eser. Doğumdan ölüme Jean Veljean üzerinden ilerlerken dönemin özellikleri, Paris'in ve tüm Fransa'nın yapısı ayrıntılı bir şekilde ele alınmış. Fransızlar için mükemmel bir kaynak kitap gerçekten. Kitapla ilgili ne söylesem biraz eksik kalıcak bunu hissediyorum. Amacım zaten her şeyi söylemek değil belki birilerinin aklında bir fikir oluşturur ve tekrar okuma isteği uyandırabilirim ümidiyle yazıyorum. Zira bu benim yetişkin olarak kitaba ikinci dönüşüm. Kitabı okumaya başladıktan kısa bir süre sonra YouTube da Haluk Tatar'ın, Fransa Nasıl Zengin Oldu? isimli videosuna denk geldim. Yozlaşmanın ve insanlıktan çıkmış olmanın sadece bir topluma has olduğunu düşünmek çok büyük yanılgıdır. İnsan her yerde zavallı varlığını hırsını içindeki şeytanla ya da melekle nasıl harmanladığını kanıtlar. Videoyu izledikten sonra Victor Hugo'nun o hassasiyetini o yüceliğini zamanla Fransızlar da kaybediyormuş anlamış oldum... Bu şahsi fikrimi buraya üzülerek koymak ihtiyacı hissediyorum. İnsanlık denen kavramın milliyeti olduğunu düşünmüyorum doğru ve yanlış nettir zulmün bahanesi olmaz. Yoksulluğa ve sefilliğe mahkum edilmiş bir kitle varsa bir devlette, orda adaletten kimse söz edemez. Yoksulluk insanlar doymadığı için değil zenginlerin gözü doymadığı için vardır maalesef...Bir tarafta obezlikle mücadele eden gelişmiş ülkeler varken bir tarafta açlıkla suzuzlukla sınanan fakir ülkelerin olması da dünyanın adil bir yer olmadığının kanıtı zaten. Gazap Üzümleri'nde gecen kapitalist sistemde meyvelerin fiyatı artsın diye çoğunu okyanusa döktüren patronlar ailelerin açlıktan ölmesini zerre umursamamıştı. Yol kenarlarında açlıktan can çekişen bebekleri Fransız soyluların pislik gibi görmesiyle eş bir sahnedir zihnimde! Sefalet insanın zalim olduğu her yerde hüküm sürüyor ne acı.... Jean Veljean bir ekmek çaldı ve Fransa Devleti'nin alt kesimden kürek mahkumlarına ihtiyacı vardı gençti nispeten güçlüydü ve bu ceza onun hakkıydı! Bir farkı vardı o düşünebilen bir insandı. Zekiydi bir yolunu bulup kaçtı. Bir insana Allah yardım ederse onun kazanamayacağı mücadele yoktur. Kader ona fırsatlar verdi. Hırsızlık yapmak için evine girdiği Rahip ona hayatı boyunca yolunu aydınlatan bir kalp temizliği verdi.Onu doğruya inanca yönlendirdi. Evindeki para edecek son gümüş takımları verdi aslında ona hayat veren yol gösteren ilahi işaret o oldu. Şimdi Papa'nın her şeyi altından!!! Diyanet işleri servet değerinde arabalara biniyor!!! Başka bir kimlikle çalıştı bir kasabanın kaderini değiştirdi.Fakirleri korudu kolları, herkese adil davrandı. Herkesin saygı duyduğu bir adam ve servet sahibi varlıklı bir insan haline geldi... Kader onu Javert le karşı karşıya getirdi. Javert insan ürünü yasaların temsiliydi. Bire bir yasa adamıydı ve Jean Veljean'in peşini hiç bırakmadı. Yaptığı iyiliklere merhamet etmedi. Javert in bir hatası sonucu yerine bir başkasının kürek mahkumu olacağını öğrendi ve hiç tereddüt etmeden tüm servetine ve yeni kimliğine rağmen teslim oldu ve o adamı kurtardı. Jean Veljean'ın tek yargılandığı yer bence kendi vicdanıydı. Kitabın sonuna doğru uğruna her şeyini hayatını verdiği yasaların insan ürünü hatalarla ve başka çıkarlara hizmet ettiğini anladığı noktada Javert bu ağırlığın boşa yaşamış olmanın acısına dayanamayarak hayatına son verdi. Onun ölümü bile yasalardaki adaletsizliğe açık bir göndermeydi ve bence eserin en vurucu bölümünden biriydi. Jean Veljean ise vicdanından asla kaçmadı çünkü kalbi doğruydu. Onun adaleti ilahi bir işaretti. Paris'in kirli yüzlerinden birini başarılı bir şekilde Fantine üzerinden gösterdi Victor Hugo... Fuhuş işkenceler, çocuğu için saçını kestirip, dişini söktürüp satan bir anne ve emanet ettiği evde para kaynağı olarak görülen ve piç muamelesi gören sefalet süren küçük Cosette... Fantine ve Jean Veljean'ın yollarını kesiştiren kader. Fantine dayanamadı öldü emanetini Jean Veljean a bırakarak öldü. Bu emanet Jean Veljean'ın hayatının anlamı yaşama sebebi haline geldi. Bilirsiniz bir kız çocuğunun gülüşünde cennet gizlidir. Cosette Jean Veljean'ın cenneti oldu... Bu kez karşımıza Cumhuriyet'i temsilen Marius ve krallığı temsilen onun soylu dedesini çıkardı yazar. Karakterin temsil gücü o kadar yüksekti ki Dede konuşurken bağnazlık Torun konuşurken mücadele ve Cumhuriyet ruhu işledi içimize. Bu torun ve Cosette arasındaki muhteşem aşk bence tüm insanlık için umudu temsil etti. Çünkü onların aşkı herkesi birleştirdi. Yeniden insanlık için varolucak bir nesli işaret ediyordu ve çok saf muhteşem bir anlatımla kalbime kazındı. Cumhuriyet uğruna ne mücadelelerle gerçekleşmiş. Görmüş oldum. Kitaptaki her karakterin insanlık adına mükemmel bir temsil gücü olduğunu söylemem gerekiyor tekrardan. Efes bir başyapıt, okuyun, okutturun, hayatınızın farklı dönemlerinde de okuyun. Medeniyet bu günlere gelesiye çok kan döküldü çok bedeller ödedi. Kitapla kalın....:))
1 yorumun tümünü gör
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Bütün ilerlemeleri tamamlayamamıştı daha: Kul eliyle yazılanla, Tanrı'nın yazdığını —yasa ile hakkı— ayırt edecek duruma daha gelmemişti.
Sayfa 1705 - Ülkü Basım Yayın 1986 Baskısı
Reklam
·
Reklamlar hakkında
2
1000
10bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.28.17