Hayatın tüm acımasızlığını yüzüme vuran, bazen ne kadar plan yapsakta hayatın başımıza gelenlerden ibaret olduğunu gösteren kimseyi bildiklerimizle yargılamamamız gerektiğini gösteren o kitap.
Asla Asla. Bu kadar güzel bir konuyu neden bu kadar hafif ve kısa bir şekilde incelediniz ya neden! Kitabın konusu normal bir okul gününde okul koridorunda bulunan Charlie’nin başta adı olmak üzere hayatına dair hiçbir şey hatırlamıyor oluşu. Charlie bir kaza sonucu hafıza kaybı yaşamıyor. Birden bire geçmişine dair, kim olduğuna dair her şeyi unutuyor. Ve erkek arkadaşı Silas’ta aynı durumu yaşıyor ve kimseye belli etmemeye çalışıyor. Bu ikilinin geçmiş hayatlarına dair gerçekleri öğrenmeye çalışırken yaşadıklarını okuyoruz. Şimdi geldik benim sinir olduğum konulara. Birincisi neden bu kadar kısa iki kitap halinde basmak yerine bütün daha düzgün 380 sayfalık bir kitap halinde basmadınız? İkincisi neden tüm olayları oldu bittiye getirip hızlı bir şekilde kaleme aldınız? Eminim ki bu konu çok daha uzun ve detaylı güzelce işlenebilirdi. Ve üçüncü en sinir olduğum nokta. NEDEN TÜM OLAYLAR AŞIRI SAÇMA BİR YERE BAĞLANIYOR? Tamam anladık romantik kitap yazarısınız ama bu konu çok daha iyi yerlere bağlanabilirdi. Gene de konusunun güzelliği ve akıcı olmasından dolayı birinci kitaba 10 ikinci kitaba 9 verdim. Eğer dediğim üç unsur daha düzgün olsaydı kesinlikle 10/10 verirdim. Zaman geçirmelik akıcı ve gerçekten sizi içinize çeken bir kitap.
Kahve soğumadan önce kitabı beni konusuyla cezbetti ve şans vermeliyim diye düşündüm. Asla ağır olmayan yazım tarzı sayesinde kitap su gibi akıp gidiyor. Eğer reading slumptaysanız kesinlikle sizi çıkaracak bir kitap. Kitabın kurgusunu çok beğendim. İçerisinde sandalyeye oturan 4 kişinin öyküsü bulunmakta. Çok hızlı bir şekilde okunabilecek ve zaman geçirmelik bir kitaptı.
Bugün gerçekten mükemmel bir kitap ile gelmiş bulunmaktayım. Bu kitap hakkında ne desem bilemiyorum. Beni konusu cezbetmişti çünkü bilenler bilir ben gerçekten gerilim-polisiye tarzı eserlere bayılırım. Ama bu kitabın bu kadar güzel olacağını tahmin etmemiştim. İlk olarak şöyle başlayabilirim. Kitabın yazım tarzı ağır değil. Yani gerilim okumak istiyorum ama yazım dilinin ağır olmasından kaynaklı çekincelerim var diyorsanız bu kitaptan korkmayın. Gerilime başlangıç için ve gizem türüne başlangıç için çok güzel bir kitap. Çoğu bu tarz kitaba nazaran kitap direkt olarak konuya giriş yapıyor. Uzun uzun betimlemeler ile okuru sıkmadan su gibi akıp gidiyor. Kurgusuna bayıldım. Gerçekten çok güzeldi ve şaşırtmalı sonu ise beni kendine aşık etti. Sonu böyle olmasaydı bile kurgusuna 10/10 verecektim ama bu son ile benden /10 aldı. Okumayı düşünen ama erteleyenler varsa -benim gibi- hemen alıp okusunlar. Gerilim, gizem ve gerçekleri açığa çıkartma tarzı konuları seviyorsanız kesinlikle bakın bu kitaba.
İşte o mükemmel kitap. Başta 9,5 vermiştim ama sonra puanımı 10/10’a çevirdim. Hangi kısımdan başlasam diye düşünüyorum. İlk olaral Agatha Christie’ne başlamak için gerçekten HARİKA bir kitap. Başlarda “tamam klasik bir polisiye romanı, katili bulacağız bu kadar basit” desemde sonunda beni o kadar şaşırttı ki. İşte bu gerçekten bu kitabı neden bu kadar beğeniyorlar bunu anladım. Kitabın en güzel kısımlarından biri olayı dedektif değil bir doktorun anlatıyor oluşu. Yani bizde diğer karakterler gibi dedektifin ne düşündüğünü ancak onun söylediği kadarıyla anlayabiliyoruz. Bu durum beni gerçekten sevindirdi. Resmen kendim olayın içindeymiş gibi hissettim. Polisiye sevenler için gerçekten bir şans verilmesini öneririm.