İnsanları şaşkınlık içinde bırakmaya gelince ... Beni hep kandırıyorlar onlar. Tek yaptıkları beni dolandırmak. İnsanlardan korkuyorum, onlardan tırsıyorum. Biri yalnızca formalite icabı bile önümde başını eğse ben bunun bağlılıktan olduğunu sanıyor ve bir anda coşkuyla, çılgınca bir duyguyla doluyorum. O kişinin beklentilerine karşılık vermem gerektiğini hissediyor ve hiçbirşey hissetmiyor olsam bile bir kahraman gibi davranmaya çalışıyorum. Ama artık iş işten geçti, herkesin alay konusu olacak kadar düştüm. İnsanlar kötü şeyler söylese bile onların düşmanlığını fark etmiyorum. Kendilerini benim hatırım için böyle zor şeyler söylemeye zorluyorlar; bunun için minnettarım. Bu nezaketlerinin karşılığını bir gün geri ödemem gerektiğini biliyorum, bu nedenle isimlerini kalbime yazdım. İnsanlar beni hor görse de aksine ben bunu saygı ve sevgi olarak algılıyor ve kendimi bunun için tebrik ediyorum. Beş, altı yıl sonra bir gece aniden tüm bunların beni küçümsemek için olduğunun farkına varır ve "Lanet olsun!" diye düşünebilirim. Bir yanım, "Ah, ne kadar da safım!" diye düşünürken diğer yanım bencillik yaptığımı düşünecektir. Arkadaşlarıma nazik davranırken kalbimin derinliklerinde her zaman gizliden gizliye "Merhamet insanın kendisi içindir,"* diye düşünen çekilmez bir adamım. Aptallığın sınırlarını bilmeyen bir aptalım ben. Öncelikle de hangi insanın iyi hangisinin kötü olduğunu ayırt edemiyorum. Mahzun bir yüze sahip insanları nedense mağrur görmekten kendimi alamıyorum. Ah, zavallı bizler! İnsanlar çok acınası.