Tanrı biliyor! çokça bir daha uyanmamak dileğiyle,
hatta umuduyla yatağa uzanıyorum: ve sabahleyin
gözlerimi açıp, yine güneşi görünce, perişan oluyorum.
Ah, sağı solu belli olmayan biri olabilsem de, suçu
havadan bilsem, bir üçüncü kişiye atsam, başarısızlıkla
biten bir girişimi bahane etsem, o zaman üstümdeki bu
isteksizliğin dayanılmaz yükü belki yarı yarıya inerdi.
Vay halime! bütün suçun yalnızca kendimde olduğunu,
çok açık hissediyorum, - suç değil! Yeter, bütün sefilliğin
kaynağının içimde gizli olması, tıpkı bir zamanlar bütün
saadetlerin kaynağı gibi. Bir zamanlar duyumsamanın
bütün doluluğuyla süzülüp duran, her adımda bir cennet
bulan, bütün dünyayı sevgi dolu sarmalayacak bir yüreği
olan aynı kişi değil miyim artık? Ve bu yürek artık
cansız, sevinçler akmıyor ondan artık, gözlerim kuru ve
cana can katan gözyaşlarıyla artık esenlenmeyen
duyularım korkuyla alnımı kırıştırıyor. Çok acı
çekiyorum, zira hayatımın tek hazzını, çevremde
dünyalar yarattığım can veren kutsal gücü yitirdim; yok
artık! -