"Erkin," diye mırıldandı, "Canım benim. Kıyamam ben ona..." İşte sebep bu diye düşündüm. Ona kıyamıyor. Hayatını onunkiyle birleştirip çocuğun canına okumayı istemiyor. Tabii ki yine yanılmıştım. Devam ediyordu ayyaş haliyle. "Koray beni herhangi bir kadını sever gibi sevdi, oysa Erkin bana âşıktı. Anladın mı? Bana. Onun aşkı gerçekti. Öyle kalması için ona hayır demeliydim."
"Ama neden?"
"Çünkü gerçek, hayal kırıklığıdır." Kıkırdarken gözlerinden yaşlar süzülüyordu. "Ona yüreğimi verdim ben. Her şeyimi, her şeyimi onunla paylaştım. Gece Koray'la sevişir, sabaha karşı Erkin'in yanına gidip başımı onun göğsüne yaslar, huzur bulurdum. Ona Koray'ın bana neler çektirdiğini anlatırdım. Hatta bazen her şeyi olduğundan da kötü gösterirdim. Beni dövdüğünü, yatakta bana adi bir orospu gibi davrandığını söylerdim. Öyle sessizce beni dinlerdi. Ona çok, çok acı verdiğimi biliyordum. Ama başka çarem yoktu. Yoksa beni nasıl anlayabilirdi ki? Canım benim. Kıyamam ben ona...
Midem yanıyordu ve galiba görüşüm de bulanıklaşmıştı. Alkol bana iyi gelmiyordu. "İnsan nasıl bu kadar zalim olabilir?"