Narsitlerin 'iyi misin' sorusuna cevap
İyi misin diye soruyorsun ama cevabımı gerçekten duymak istediğini sanmıyorum. Ben iyiysem bunu küçültmeye çalışıyorsun, iyi değilsem bunu büyütüp kullanıyorsun. Artık bunu fark ediyorum. Ve şunu bilmeni isterim; Benim duygularım, senin yorumlarına göre şekillenmek zorunda değil. Kendimi sana anlatmak zorunda da değilim. Önemli nokta;⤵️ Eğer gerçekten iyi olmamı istiyorsan, beni aşağı çekmeyi bırak!! İstemiyorsan da sorun değil… Ama o zaman ben de kendimi korumayı seçerim. SARYA
Alıntı
Mitolojik hikayelerde, masallarda suyun üstünde yapılan yolculuklar genellikle bir eşik anlamına gelir. Kahramanlar sık sık bir nehri, gölü veya denizi geçerek bildiği dünyadan çıkar ve sınavların yaşandığı yeni dünyaya girer. (Merakı olan için bkz. Truva Savaşı'ndan sonra yeniden eve dönüp bir eş ve baba olarak krallığını geri alana kadar yıllarca denizlerde dolaşan Odysseus) Deniz üstündeki yolculukta karakter eski dünyadan çıkar ama yenisine de henüz girmemiş olur. Bu "eski dünyadan çıkmış ama yenisine de henüz adım atmış" olma durumu, edebiyat kuramı ve antropolojide liminalite (eşiksellik) olarak adlandırılır. Kahraman artık eski kimliğine sığmamaktadır ancak yeni kimliğini kuşanacak olgunluğa da henüz erişmemiştir. Su, bu belirsiz, tekinsiz ve dönüştürücü evre için seçilebilecek en kusursuz metafordur. Çünkü; karadaki sınırlar bellidir; yollar, taşlar ve mülkiyet sınırları vardır. Denizde ise iz bırakamazsınız. Sabit bir kimliğin çözülmesi ve kahramanın adeta yeniden şekillenmek üzere "erimesi" için su en ideal ortamdır. Akarsuyu veya denizi geçmek, köprüleri yakmanın coğrafi versiyonudur. Su akıp gider, arkada bıraktığınız kıyı ise sislerin arasında kaybolur. Mitolojide su, sıklıkla bilinçaltını ve keşfedilmemiş olanı simgeler. Odysseus'un denizlerde kaybolması, aslında kendi iç dünyasındaki fırtınalarla, kibriyle ve gölgeleriyle (Kikloplar, Sirenler, Poseidon'un öfkesi) yüzleşmesidir. O denizden sağ çıkan adamla, Truva'ya savaşmaya giden adam artık aynı kişi değildir. Odysseus'un yanı sıra bu arketip, insanlığın ortak hafızasında sarsılmaz bir yere sahiptir. Styx Nehri; yaşam ile ölüm arasındaki mutlak eşik. Sandalcı Kharon'un taşıdığı ruhlar, bu suyu geçerek eski dünyayı ve etten kemikten varlıklarını tamamen geride bırakır. Ölümsüzlüğü arayan Gılgamış,
Felsefe
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Lay talalalay lilay / Biraz da şarkı olsun içinde
...kendim olmam için bende eksik olan şeydi. Tamamlanmak olanın değişime sebep olacağını düşünmek istemedim. Hayatın geliş şekline göre şekillenmek bizleri suçlu kılabiliyordu. Evet!.. Gelen her durumda yine de aynı kalamamakta güçsüzlüğümüzü ortaya koymuştu.
Dönüşüm...
"Sevgi, insanı dönüştürürmüş meğer. Sadece kalbini yumuşatmakla kalmaz aynı zamanda ruhunu olgunlaştırır, hayata bakışını ve yolunu da değiştirirmiş. Kardeşimin minik bebeği dünyaya geldiğinde, ben tam olarak bunu gördüm: o minicik varlık, onun kalbini öyle bir sevgiyle doldurdu ki, adeta yeniden doğmuş gibi, yepyeni ve güzel bir babayı da ortaya çıkarıverdi. Sevgiyle şekillenmek bu olmalı...”
Girişimci değilim ama kalbimi iyi yönetiyorum.Kalbim, benim en zor girişimim istediğim ölçüde şekillenmek zorunda bırakılıyor maalesef
Ben başkalarının öğretileriyle şekillenmek istemiyorum. Ben hata yapmak istiyorum. Yanılmak. Düşmek, bazen kırılmak, bazen yeniden toparlanmak istiyorum. Kusursuz olmak istemiyorum, kusurlu bir kalbin özgürlüğünü istiyorum.