"Şairlerin yıldızlar, rüzgârlar, meçhul kadınlar, göller, uzak memleketler, iki bin metreden geçen bulutlar, muhacir kuşlarla; balıkçıların sandalları, oltaları, balıklarla konuştukları bir hakikat olduğu halde, bu adamın köpeğiyle konuşması memlekette müthiş bir dedikoduya sebep olmuştu."
"Eğer anlamak isteseydi, onu sevdiğini anlamasına yetecek kadarını söylemişti Madeleine. Ve adam, ne kadar çekingen olursa olsun, eğer ona karşı en ufak bir ilgisi olsaydı, bunu az da olsa dostluk belirten sözlerle bile dile getirirdi."
"Onun yüzü, gülümsemesi, duruşu diğerlerinden daha hoş olduğu için sevmiyordu onu, tam da onu sevdiği için hiçbir yüzü, hiçbir gülümsemeyi, hiçbir duruşu onunki kadar hoş bulmadığı için seviyordu."