"Eğer anlamak isteseydi, onu sevdiğini anlamasına yetecek kadarını söylemişti Madeleine. Ve adam, ne kadar çekingen olursa olsun, eğer ona karşı en ufak bir ilgisi olsaydı, bunu az da olsa dostluk belirten sözlerle bile dile getirirdi."
"Onun yüzü, gülümsemesi, duruşu diğerlerinden daha hoş olduğu için sevmiyordu onu, tam da onu sevdiği için hiçbir yüzü, hiçbir gülümsemeyi, hiçbir duruşu onunki kadar hoş bulmadığı için seviyordu."
Kitabın ilk sayfalarında -daha önceden okuduğum bir yazar olduğu için- yine aynı yazar ve yine bir intihar meselesi diye düşünmüştüm. Fakat kitabı bitirdikten sonra altını çizdiğim cümlelere baktığımda aslında ne kadar da benden bahsettiğini, beni bana anlattığını fark ettim.
Böyle düşünmemi sağlayan bazı kısımlar ise;
-"Şimdi bunları yazarken bile, kalemimden çıkan cümleleri kafama takıyorum."
-"Elimden gelseydi, bunu birazcık daha sonra söylemeyi tercih ederdim. Yok, şu sözü bile ta en başından beri hazırlamışım gibi geliyor."
-"Of, ben neden her şeyi bir sonuca ulaştırmakta bu kadar aceleciyim? Neden tüm düşüncelerimi bir hükme bağlamadan yaşayamıyorum? Böylesine bir huyu kimden aldım?"