Anladım ki aşk ağlatırmış, aşk yokluğunda can yakarmış ve aşk asla senin olmayacağını bilsen bile dualar ettirir ve sana kavuşulamaz hayaller kurdururmuş. Öğrendim... Öğrendim; o gitse bile aşkı sende bırakırmış. Onsuz bir aşk ise acımasızca kabarırmış...
Işık aydınlatacagi karanlığı kendi seçmez. Seçseydi zindanları tercih ederdi. Çünkü her zindan ışıkla can bulur, dirilir. Karanlığın bile bile bir adaleti var. Keşke insanlar da karanlık kadar adaletli olsalardı.
"Selam güzel bir ikramdır, yemekten daha güzel, cevherden daha değerli...Siz ikram edin alan alır, almayan kendisi bilir. Zaman gelir almadığı selamın sahibi de utanır. "
Namus kavramında cinsiyet yoktur, insan vardır. Ve insan ya kalbiyle yaşar ve namuslu olur, ya da nefsiyle yaşar, namussuz olur. Şu eşkıya dünya, namusu zavallı kadının omuzlarına yükleyerek bütün namussuzluklari işliyor ama kimsenin bundan haberi yok.
Okurken iç dünyanıza yolculuğa çıkacağınız ülke ülke gezeceginiz bir kitap. Nasip ile yolculuk çok güzeldi.
Düşünsenize insanların renkleri olduğunu duygularına göre yüzünde renk olduğunu yazar bunu düşünmüş ve cok da güzel anlatmış....