İsmiyle ironik şekilde kitapta bulamadığınız en temel şey bir “yuva” hissi. İlk sayfadan itibaren ait olamamayı, yalnızlığı ve sahiplenememeyi hissediyorsunuz. Her kitabın bir arka fon müziği olur benim için, ama sanki bu kitap biz sessizliğin üzerine yazılmış. Karakterler hareket etse de sanki her şey donmuş, yaprak kımıldamıyor. Karakterlerin de içine girmek ve onları tam olarak anlamak mümkün değil. Karakteri tam formüle edecekken bir duvara tosluyorsunuz ve yazar daha ötesine izin vermiyor.
Sanırım kitaptan daha fazlasını beklediğim için, benim için çok keyifli bir okuma olmadı. Ama yazarı tanımak açısından gerekli bir okuma olduğunu düşünüyorum.