“Sizi memnun eden bir kültür ve toplumsal yapı geliştirdiniz, bunun doğru olduğuna kanaat getirdiniz, bu yüzden, buna muhalif olanların varlığını anlayamadınız. Çoğunuz bizi cahil, yabani insanlar olarak gördünüz ve bizi ‘medenileştirmek’ için can attınız. Bizim de bir kültürümüz, toplumsal yapımız olduğu; doğruyu, yanlışı ayırt edebildiğimiz; hatta belki bizim size geri kalmış ve medeniyetsiz olarak baktığımız, bir kez olsun aklınızdan geçmedi...”
İnsanların çoğunun hayal gücü kısıtlıdır. Kendilerine doğrudan dokunmayan, sivri ucu sert bir biçimde ısrarla duyularını harekete geçirmeyen şey, onların neredeyse hiç tahrik etmez; ancak tam gözlerinin önünde meydana gelen ve duygularının dokunma mesafesindeki en ufak şey dahi içlerinde ölçüsüz bir tutkuyu tutuşturur.