"Çocukken insan olduğu kişiyi seçemez ama kim olmak istediğiyle ilgili hayaller kurup durur. Çocukluk hayallerinin sınırı yoktur. Durman gereken bir yer yoktur. İnsanlar ve yapabilecekleri gerçeği yoktur. Büyüdüğünüzde öyle olmaz, neleri hayal edemeyeceğinizi artık biliyor olursunuz. Ve insanlar konuşmaya başlar. Nasıl göründüğünüzle ilgili... Neler yapmanız gerektiğiyle ilgili. Ne olacağınızla, kim olacağınızla ilgili...
Ve en kötüsü neyi yapamayacağınızla ilgili.
Artık prenses olamayacağınızı biliyor olursunuz.
Oysa televizyonun karşısında Disney prenseslerini seyrederken büyüdüğümde onlardan biri olacağıma emindim. Kendimi bir prenses olarak çerçeveye sığdırmak daima kolaydı, özellikle onunla tanıştıktan sonra.
Prensimle.
Zehirli elmayı ısırdığımda artık ölmeyeceğimi bilirdim.
Ayakkabımı kaybedersem benim için bulacağını bilirdim.
Ya da yüz yıl süren bir uykuya da yatsam beni öperek uyandıracağını bilirdim."
Siz hiç babanızdan nefret ettiniz mi?
Ben ettim.
Siz de ettiniz.
Belki benden daha fazla ama asla daha az değil.
Her insan öldürür sevdiğini, demiş ya şair, hayır. Her baba en az bir kez katleder kızının ruhunu. Ve bilir. Katledilen ruh gerildiği çarmıhtan kurtulduğu an, ömür boyu saklanır ve bir daha aynı bakmaz küçük kızları babalarına.
Binnur Şafak Nigiz
"Bugüne kadar birçok şeyin pişmanlığını yaşadım ama bunların en büyüğü seni cephede yalnız bırakmak oldu. O yüzden bundan sonra ne olursa olsun yanında olacağıma her şeyim üstüne yemin ederim. Savaş ne kadar sürecek, askerler ne kadar dayanacak, güneş ne zaman doğacak, bilemem ama bu karanlığı seninle paylaşabilirim."