Semanur Bor

Semanur Bor
@semanurela_
İngiliz Dili ve Edebiyatı Kelebekler uçmuyor artık düşlerimizde şimdi kırlangıçların vakti... instagram.com/kirlangicesinti...
Giresun Üniversitesi
388 okur puanı
Temmuz 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·320 syf.··
2026 19. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 00:53
Demir Ökçe,Jack London’ın en çarpıcı olay örgüsüne sahip ve felsefi tartışmaları da içinde barındıran en rahatsız edici eserlerinden biri. Bu kitap insanı yavaş yavaş içine alıyor. Başta sakin bir olay örgüsü var ama sayfalar ilerledikçe dünyanın ne kadar sert ve adaletsiz olabileceğini fark ediyorsun. Bir noktadan sonra okuduğun şey sadece bir hikaye gibi gelmiyor. Daha çok, göz ardı edilen gerçeklerin açığa çıkması gibi hissettiriyor. Hikaye, Avis karakterinin gözünden anlatılır. Avis, üniversite ortamında büyümüş, rahat bir hayatın içinde yetişmiş bir genç kadındır. Onun dünyasında sefalet yoktur, açlık yoktur, ezilen insanlar yoktur. Babası da aynı şekilde düşünür ve toplumun alt sınıflarının yaşadığı zorluklardan habersizlerdir. Onlar için hayat daha düzenli, daha güvenlidir. Ancak Ernest ile tanışması, Avis’in tüm bakış açısını değiştirir. Başta sadece merak eder. Ernest’in anlattıklarını abartı bulur ama aynı zamanda anlamaya da çalışır. Onun gördüğü dünyayı görmek ister. Bu merak, zamanla araştırmaya dönüşür. Araştırdıkça gerçeklerle yüzleşir. Ve bu yüzleşme onu değiştirir. Artık sadece izleyen biri değildir. İşçilerin yaşadığı adaletsizliği görür ve onların haklarını savunan birine dönüşür. Ernest ise işçi sınıfına ait ve başından beri sistemin farkında olan biridir. O, güçlülerin kurduğu bu sert düzene karşı duran bir karakterdir. Çünkü toplumda büyük bir eşitsizlik vardır. Zenginler daha da güçlenirken, işçiler giderek daha fazla ezilir. Hak arayanlar susturulur. Adalet sadece bir kavram olarak kalır. Ernest bu düzene karşı çıkar, insanları bilinçlendirmeye çalışır ama sistem buna izin vermez. Onu susturmak için hapse atarlar. Direniş devam etse de umut sürekli baskı altındadır. Kitap, bu yüzden mutlu bir son ile bitmez. Çünkü anlatmak istediği şey,
1000k
Demir ÖkçeJack London · Can Yayınları · 201919,3bin okunma
Reklam
8/10
·304 syf.··
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 19:48
Albert Camus'un yazdığı Veba dışarıdan sadece bir hastalık hikâyesi gibi görünür ama aslında insanın içini yavaş yavaş açan ve karanlık yönüne açığa çıkaran bir eser. Olaylar Oran şehrinde başlar. Önce fareler ölür. Kimse önemsemez. Sonra insanlar hastalanır. Ve bir anda şehir kapanır. Artık herkes aynı yerde, aynı korkunun içinde kalır. Kaçış yoktur.Veba, burada sadece bir hastalık değil. Görünmeyen bir güç gibi. Bazen bir savaş, bazen bir ideoloji, bazen de insanın içindeki karanlık. Albert Camus bunu çok sade ama sert bir şekilde anlatıyor. Ona göre kötülük dramatik anlarda değil, sıradanlıkta büyür. İnsanlar alıştıkça, sorgulamayı bıraktıkça yayılır.Roman boyunca dikkat çeken bir diğer şey de yalnızlıktır. Şehir karantinaya alındığında herkes sevdiklerinden kopar. Mektuplar bile ulaşmaz. İnsanlar, birbirlerine dokunamadan yaşamayı öğrenir. Bu mesafe duygusal bir boşluğa dönüşür. Artık kimse hiçbir şey için umut etmez. Bu yüzden bu kitap bana şunu hissettiriyor: Veba dışarıda başlayan bir şey ama asıl sınav insanın içinde yaşanıyor. Ve herkes o sınavda kendi cevabını veriyor.
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 201524,5bin okunma
İki Renk Arasında Bir Çocuk
7/10
·280 syf.··
2026 3. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2026 01:37
Sharon M. Draper’ın Blended (Karışık) adlı romanı, ırkçılık, kimlik ve aidiyet gibi kavramları ele alan, yarı siyah ve yarı beyaz olmanın nasıl hissettirdiğini anlatan bir eserdir. Romanın başkarakteri olan Isabella, siyah bir baba ve beyaz bir annenin çocuğu olarak iki farklı dünya arasında büyür. Isabella, bir haftayı babasının, bir haftayı da annesinin evinde geçirir. Bu iki dünya arasında kültürel, duygusal, sosyal ve psikolojik olarak sürekli bir çatışma hâlindedir. Piyano çalmak, Isabella’yı en çok rahatlatan ve iki farklı hayat arasında yaşadığı karmaşadan uzaklaştıran bir sığınaktır. Isabella roman boyunca bir piyano resitaline hazırlanmaktadır. Ancak romanın sonunda yaşadığı ırkçı bir saldırı, Isabella’nın hayatın gerçeklerini daha net görmesini sağlar. Yazar, Isabella’nın hikâyesi üzerinden “melez” olan birinin hayatını sorgular. İki farklı dünyanın içinde yaşayan birinin kendi kimliği olabilir mi? Isabella’nın yaşadığı en büyük sorun, kim olduğuna başkalarının karar vermesidir. Babasının evindeyken farklı, annesinin evindeyken farklı davranması beklenir. Isabella’nın kafa karışıklığı, korkuları ve yalnızlığı, gündelik hayat konuşmaları aracılığıyla derinden hissettirilir. Yan bakışlar, masum gibi görünen sorular ve insanların iyi niyetli cümleleri, Isabella’yı çok derinden etkiler ve onun ırkçılık problemlerini sorgulamasına neden olur. Yazar burada, ırkçılığın her zaman bağırarak gelmediğini; bazen fısıldayarak iz bıraktığını gösterir. Sonuç olarak bu roman, siyah ile beyaz arasında kalan bir çocuğun bakış açısıyla ırkçılığın etkilerini anlatır. Yazar romanda ırkçılığın nasıl bir baskıya dönüştüğünü çarpıcı bir şekilde hissettirir. Roman, melez olmanın yalnızca iki ten rengi arasında kalmak değil, sürekli olarak görülmemek, seçilmek ve sıkışmak anlamına
KarışıkSharon M. Draper · Genç Timaş · 20193,925 okunma
İnsan doğası
8/10
·262 syf.··
2025 22. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 12 Ağustos 2025 01:15
William Golding’in Sineklerin Tanrısı kitabı iyilik ve kötülüğün sınırlarını bir grup çocuğun ıssız bir adada hayatta kalma mücadelesi üzerinden anlatıyor. İlk başlarda çocuklarda sadece korku ve adadan kurtulma isteği var ve bunun için ellerinden geleni yapmaya da hazırlar. Ama zamanla bir ada da mahsur kaldıklarını unutup güç savaşlarına başlıyorlar. Başta Ralph liderliğinde herkes düzen kurmaya, ateşi canlı tutmaya çalışıyor. Jack ise başta uyumlu davransa da zamanla güç isteği ağır basıyor, kendi grubunu kuruyor ve vahşileşiyor. Okurken, Ralph’in çabalarına rağmen düzenin nasıl bozulduğunu görmek beni gerçekten de çok üzdü. Bir tarafta iyi bir şeyler yapmaya çalışan birileri var ama diğer tarafta her iyi şeyi bozan birileri ve bu kişiler sadece çocuk! Bu yüzden kitap bittiğinde uzun süre düşündüm. Bu kitap sadece bir hayatta kalma hikâyesi değil, aynı zamanda "İçimizde kim var? Kötülük doğuştan mı gelir?" sorularını sorduran bir roman. Gücün insanı ne kadar çok etkilediğini ve yönettiğini çocuklar üzerinden görmek üzücü ve daha da ürkütücüydü. Çünkü çocuklar bile bu kadar vahşileşebiliyorlarsa yetişkinler neler yapmaz? diye düşündüm.
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,3bin okunma
Sessizce var olmaya çalışmak...
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2025 19. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2025 11:26
İçimdeki Melodi, konuşamayan ,yürüyemeyen ama çok zeki olan küçük bir kızın, Melody’nin hikâyesidir. Melody, bedenini kontrol edemese de içinde kocaman bir dünya taşır. Kitap boyunca hissettiğim en derin duygu, Melody'nin anlatamadığı bir yalnızlıktı. Akıllı bir cihaz olan Elvira sayesinde konuşmaya başlasa da yeterli olmuyor çünkü yazmak için zamana ihtiyacı var. Yani Melody tam anlamıyla içinden geçen her şeyi söyleyemiyor ama içi kelimelerle dolu,tıpkı bazen bizim de konuşamadığımız, içimize attığımız, tarif edemediğimiz duygular gibi. Sanki her birimizin içinde bir "Melody" var. Melody’nin mücadelesi bu yüzden sadece fiziksel değil, aynı zamanda her birimizin ruhsal savaşı. Kitabın en önemli noktası ise Melody’nin ilk kez kendisi gibi olan insanlarla bir araya gelmesi, var oldukça hissettiği mutluluk ve önceki hayatında toplumdan dışlandığı anları hatırlaması.. O an, “İlk kez arkadaşlarım oldu"demesi beni çok duygulandırdı. Çünkü bu sadece bir cümle değil, yıllarca dışlanmış, yok sayılmış bir çocuğun “ben de varım” diyebilmesiydi. Melody bu sözleriyle aslında engelli bireyleri nasıl yalnız bıraktığımızı yüzümüze çarpıyor. Oysa onlar da sevebilir, başarabilir, arkadaş olabilir. Melody'nin "Ben de bir şeyler yapabiliyorum" demesi, tüm önyargılara karşı yükselen sessiz ama güçlü bir çığlık gibi. "Yürüyemiyorsak nasıl dans edeceğiz? . . ...Kalplerimizle dans edeceğiz. Zihinlerimizle dans edeceğiz. Ruhlarımızla dans edeceğiz. Eğlenmek için dans edeceğiz" Bu alıntı, İçimdeki Melodi’nin en derin, en dokunaklı mesajlarından birini taşıyor."Yürüyemiyorsak nasıl dans edeceğiz?" sorusu toplumun engelli bireylere sıkça sorduğu, hatta bazen içten içe düşündüğü bir ön yargıyı yansıtıyor: “Senin bedenin sınırlıysa nasıl mutlu olacaksın? Ve cevabı: “Kalplerimizle dans
1000k
İçimdeki MelodiSharon M. Draper · Timaş Genç · 20224,935 okunma
Reklam