Sharon M. Draper’ın Blended (Karışık) adlı romanı, ırkçılık, kimlik ve aidiyet gibi kavramları ele alan, yarı siyah ve yarı beyaz olmanın nasıl hissettirdiğini anlatan bir eserdir. Romanın başkarakteri olan Isabella, siyah bir baba ve beyaz bir annenin çocuğu olarak iki farklı dünya arasında büyür. Isabella, bir haftayı babasının, bir haftayı da annesinin evinde geçirir. Bu iki dünya arasında kültürel, duygusal, sosyal ve psikolojik olarak sürekli bir çatışma hâlindedir.
Piyano çalmak, Isabella’yı en çok rahatlatan ve iki farklı hayat arasında yaşadığı karmaşadan uzaklaştıran bir sığınaktır. Isabella roman boyunca bir piyano resitaline hazırlanmaktadır. Ancak romanın sonunda yaşadığı ırkçı bir saldırı, Isabella’nın hayatın gerçeklerini daha net görmesini sağlar.
Yazar, Isabella’nın hikâyesi üzerinden “melez” olan birinin hayatını sorgular. İki farklı dünyanın içinde yaşayan birinin kendi kimliği olabilir mi? Isabella’nın yaşadığı en büyük sorun, kim olduğuna başkalarının karar vermesidir. Babasının evindeyken farklı, annesinin evindeyken farklı davranması beklenir. Isabella’nın kafa karışıklığı, korkuları ve yalnızlığı, gündelik hayat konuşmaları aracılığıyla derinden hissettirilir. Yan bakışlar, masum gibi görünen sorular ve insanların iyi niyetli cümleleri, Isabella’yı çok derinden etkiler ve onun ırkçılık problemlerini sorgulamasına neden olur. Yazar burada, ırkçılığın her zaman bağırarak gelmediğini; bazen fısıldayarak iz bıraktığını gösterir.
Sonuç olarak bu roman, siyah ile beyaz arasında kalan bir çocuğun bakış açısıyla ırkçılığın etkilerini anlatır. Yazar romanda ırkçılığın nasıl bir baskıya dönüştüğünü çarpıcı bir şekilde hissettirir. Roman, melez olmanın yalnızca iki ten rengi arasında kalmak değil, sürekli olarak görülmemek, seçilmek ve sıkışmak anlamına