Sema Ayçiçek

Kasım
Ankara'ya yazıyorum misal Ata'ya bazen, ağlıyorum yazarken Anama "gurbetteyim, lakin sıhhatteyimde" Ama dur, sana değil Avut içlerimi yakıyorsun, elimi neye uzatsam kavuruyor Geçenlerde gümüş bir ibrik; tuttum çektim kolundan Yanaştın usulca İbrikten kan aktı, can aktı sen yüzüne çaldın Bilhassa derdin, insan önce iyiye inanmalı Yolunu bilip doğruya kanmalı. Şimdi Kasım kavururken Bilmem neden ellerin okşuyor, yakıyor ellerimi Tutam tutam saçlarımı.. Lakin kırgınım sana, şifa da olsan katmam canıma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İnsan doğası
Son haddine ulaşan bir hazda inlemeye, hızlanmaya benzer bir durum vardır. İnsan can çekişir gibi olur. O kadar ki bu haz son kertesine geldiği zaman onu en acı sözcüklerle anlatırız: Bitmek, yanmak, bayılmak, ölmek gibi. Tatlı ile acı arasında, bir öz birliği olduğuna bundan daha iyi kanıt olamaz. Derin bir sevinçte, eğlenceden çok ciddiyet vardır.
“Herif rüzgârı kendinden menkul uçurtmanın teki. Ara sıra telleri takılır gibi kadına geliyor gece yarısı.”
Özlemiyormuşsun beni öyle diyorlar ?
Müzik