Semazen
geç kaldım. hep geç ne sesli harflere yetişebildim ne de virgüle darmadağınık şimdi vezinlerim susuyorum elimde bir ünlemle geç kaldım satır başlarına geç yanlış şıkkıydım soruların sınanan cevapların hükmünü yitirdigi an umut kırıntısı; zulme bağışlanan o her damla yaşta yeniden boğulan.
Sayfa 89 - sonçağ yayınları·Kitabı okudu
Aşk
"İnsan-ı kâmil de ne demek?" "Hakk'a ulaşmış insan demek. Yani Allah'la bütünleşmiş kişi. Ama o aşamaya erişmek dünyanın en zor işidir. İnsan dört ayrı mertebeden geçmek zorundadır. İşte semazenler sema boyunca bu dört ayrı mertebeden geçişi canlandırırlar. Dört ayrı mertebe, dört ayrı selamlamayla anlatılır. İlk kapı, şeriat kapısıdır. İlk selamlama bu kapıdan geçmenin zorunluluğunu anlatır. İkinci kapı tarikat kapısıdır; ikinci selamlaşma, kişinin bu aşamayı da tamamlaması gerektiğini söyler. Üçüncü kapı marifet kapısıdır, yani ilahi gerçeği kavradığımız an. Üçüncü selamlaşma, bu anı müjdeler.Dördüncü kapı ise hakikat kapısıdır. Artık insan-ı kâmil olan dervişin bilgilerini öğreteceği aşama. Dördüncü selam, bu mertebeye ulaştığımızı vurgular. Böylece semazenin yukarı açılan sağ eli Hak'tan alır, yere açılan sol eli ise halka verir. Ve böylece semazen yeniden doğumunu tamamlamış olur. Tabii ilahi bir doğuş..."
Sayfa 58·Kitabı okudu
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
toprak olsam da, akar bu ırmak bir denize her zerremde bir Mecnûn dirilip sana gelir bir çift semazen gibi döner başımda taşlar bin defa öldürsen de, bu sevda cana gelir
Sayfa 110 - Birey Yayıncılık, Albüm Baskısı, Ocak 1999
Şiir
Konya’da semazen bir lâle Hangi yaprağının altında Güleç yüzüyle Hangi sırrını açar bize
Memleketimin böyle anılması tebessüm ettiriyor.
Selahaddin Eyyübî'nin uygulaması Nebi Musa Şenlikleri
Kudüs TİKA Koordinatörlüğü, bir süredir Nebi Musa şenliklerini yeniden organize etmeye çalışıyor. 2017 yılının Nisan ayında Nebi Musa şenlikleri için TİKA, Türkiye'den semazen grubu getirmiş. Önce Hz. Musa'nın türbesinin de bulunduğu kervansaray alanında sema yapmışlar, ardından Kudüs'e gelmişler. Aksa avlusunda fotoğraf çekilmek istemişler. Semazenler Aksa avlusunda sema yapmaya başlayınca, avlunun Ürdün yetkililerinden birkaçı koşmuş ve bizim semazenlere engel olmaya çalışarak, İslamiyet'te olmayan şeyleri burada yapamazsınız demişler. Oraya toplanmış, semazenleri izleyen Filistinliler de yetkililere müdahale etmiş ve şöyle demişler, "Avlu zaten onların, siz onlara karışamazsınız!"
Sayfa 161·Kitabı okudu
Alıntı
Ne demiştik? Bazıları hiç olmayı daha birinci günden hazme-demezler. Onlar bu işe zaten kaybetmiş olarak başlarlar, bu kimseler için kırk sene değil bir ömür de geçse fark etmez. Çünkü ilk adım HİÇ'le değil, BEN'le başlamıştır. Bu kişiler biraz vakit geçince önce şeyhlerini beğenmezler, arkasından onun verdiği dersi yapmayıp kendilerine yeni dersler ihdâs ederler, daha sonra başkalarına da musallat olup onların da derslerini değiştirmeye kalkarlar. Bak, bu söylediklerim ancak devede kulak. Bir testi bir çeşmede kırk yıl dursa dolası değil. Şimdi ben sana bir soru sorayım? Söyle bakalım böyle kimseler kırk sene tekkeye gitseler, sence ne olur? Diyelim ki üstüne vazife olmayan işe kalkıp milletin dersini değiştirdin, ne olacak sana madalya mı takacaklar? Bunları niye anlatıyorum biliyor musun? Aynen böyle oluyor da on-dan. Herkes ben böyle olmam diyor ama nefsine uyunca günün sonunda tarih tekerrür ediyor ve hepsi aynı yolun yolcusu oluyor. Ben sadece olmayın, dikkat edin diye anlatıyorum. Arkasından da "Yâ Rabbi, beni de semâzen kardeşlerimi de tüm turuk-ı âliyye mensuplarını da bu çıkmış olduğumuz hakikat yolunda sâbit kadem et. Ayağımızı bu yoldan ne olur kaydırma, nefsimize uydurma, şeyhlerimin Efendilerimin sözlerini dinleyebilmeyi, onlara tam bir teslimiyetle tâbi olmayı nasib et." diyorum.
Sayfa 71·Kitabı okudu