Yasemin DİKEÇ

Yasemin DİKEÇ

, bir kitap okudu
Puan vermedi·481 syf.·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2021 17:45
·
2021 8. kitabı
Zülfü Livaneli
8.9/10 · 164,2bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hayatta mutlu olduğun kadar yaşarsın
ilyas-ı habır mardinli bir vatandaştır. ilyas’ın Roma’da çalışan akrabaları vardır.Bir gün Roma’ya akrabalarını ziyarete gider.Akrabalarını bulup hasret giderdikten sonra akrabalarının işe gidişini fırsat bilip o da çıkıp ülkeyi gezmeye başlar.Yine bir gün ülkeyi dolaşırken yolu çiçekli, ağaçlı, yeşillikler içinde cennet bahçesi gibi güzel bir yere düşer.içeriye girdiğinde buranın bir mezarlık olduğunu görür.Fakat ‘İlyas-ı Habur’ için şaşırtıcı olan mezar taşları olur.Kimi mezar taşının üzerinde 21 gün , kiminin 34 gün, kiminin ise 17 gün gibi sayılar yazmaktadır. italyanca bilmeyen ilyas kıvrak zekasıyla bu sayıların mezarda yatanların yaşamıyla ilgili olduğunu anlar fakat asıl aklını kurcalayan bu mezarların boyları olur çünkü taşlarda yazılı süreler ancak birer bebeğin ömrü olabilir ki mezarların boyutları yetişkin insan boyundadır. akşam evde bu olanları akrabalarına anlatır fakat onlar da bir anlam veremezler.Akrabalarının izin gününde hep birlikte gitmeye karar verirler.Gittiklerinde ise bekçiden olan biteni öğrenirler. Bekçi burasının özel bir mezarlık olduğunu ve buraya defnedilenlerin gerçek yaşları değil hayatta kaç gün mutlu oldukları yazılı der. “Kimi 21 gün mutlu olmuş kimi 37 gün.52’yi geçen çıkmadı daha.” Bekçiye teşekkür edip ayrılmışlar.İlyas bir süre sonra Mardin’e dönmüş .Uzun bir ömür sürmüş,sonra bir gün hastalanmış .Ölüm döşeğinde oğullarını başına toplamış ve demişki : -Size bir vasiyetim var.Mezar taşıma aynen şöyle yazacaksınız : “ ilyas-ı habır bitti, anasından doğru kabre gitti”
Sayfa 405 - DK·Kitabı okudu
İnsan olmak
... “Böylece acılarını ve mücadelelerini etimde kemiğimde hissettiğim üç kadınla bütünleşmiş olacaktık.Tarih bu üç kadının çığlığını boğmuş ,benimkini de boğmaya çalışmıştı.Ama ben onların sessiz çığlıklarını yükseltecektim. Hem Maya ,hem Ayşe ,hem Mari, hem daha resmini bile görmediğim Nadia idim.Hem Müslüman , hem Yahudi ,hem Katolik’tim .Yani insandım.” _Serenad/ Ömer Zülfü LİVANELİ
Sayfa 393 - DK·Kitabı okudu
Edebiyat
“(Burada Maya olarak araya girmek zorundayım.Maximilian’ın anlattığı bu dünya o kadar yabancı geliyor ki,sanki gerçek olduğuna inanamıyorum.Bu kadar saygıdeğer ve acılı bir adamın ağzından duymasam abartı deyip geçerdim herhalde.Bir roman yüzünden intihar eden insanlar,sevgilisinin hayaliyle yanıp tutuşan gençler,bestelenen /serenadlar’.Bugünün dünyasında böyle şeyler mümkün değil .Ahmet’in,Tarık’ın hatta büyüyünce Kerem’in böyle şeyler yapacağını düşünmek komik bile geliyor.Belki romantizm de bulaşıcı bir şey.Bu iş sadece dönemle açıklanabilir.Zamanın ruhu dedikleri şey doğru galiba.Neyse,hikâyeye geri dönelim.)” _Serenad/ Ömer Zülfü LİVANELİ
Sayfa 279 - DK·Kitabı okudu
Bakış Açısı
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2021 13:11
Herkese Merhaba :) Sevgili Ömer Zülfü Livaneli nin Bu muhteşem kitabı insanı okurken “Huzursuzluk” kelimesinin ortasında buluyor ben de okurken huzursuz ‘ olanlardanım .. En güzel not ise şu idi; "Harese nedir, bilir misin oğlum? Arapça eski bir kelimedir. Bildiğin hırs, Haris , ihtiras , mühteris sözleri buradan türemiştir.Harese şudur evladım, Develere çöl gemileri derler bilirsin. Bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden , aç sussuz çölde yürürde yürür; o kadar dayanıklıdır yani , ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır . Gördükleri yerde o dikeni koparıp çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar , o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kanın tadı dikenleriyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider , böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve, bunun adı Haresedir. Ortadoğu'nun adeti budur, tarih boyunca birbirini öldürür, ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz.kendi kanının tadından sarhoş olur . _İyi okumalar
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,8bin okunma