Semra YAPAL

Semra YAPAL
@semrayapal
Sıkı Okur
…. senin dünyaya bakan penceren kirli ise, benim çiçeklerim sana çamur görünür… ….
10/10
·262 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2026 16:45
Romanın hikayesi 1961 yılında Güney Vietnam’da bir kasabada geçiyor. Amerikan emperyalizmine karşı, halkın kendi ideallerini, vatanlarını korumak için bir olup; her şeyini ortaya koyarak direnmesini, gerilla mücadelesini anlatıyor. Bu direniş kasaba halkına yapılan tüm zulme ve zorbalığa rağmen kırılamaz ve bir şafak vakti zaferle sonuçlanır. Sadece sömüreye karşı dayanışmanın ve örgütlü mücadelenin güzel bir örneği olarak bile, bu edebi metin okunabilir. 
Edebiyat
Şafakta Kazandık ZaferiAn Duk · Oda Yayınları · 199352 okunma
Reklam
bir yaz akşamı, on buçukta…
8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 62. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2026 12:10
Hem isminden hem hikayesinden dolayı uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı. Bir türlü fiziki baskısını bulamadığım için PDF okumak durumunda kaldım. Yazarın okuduğum üçüncü kitabı oldu. Sıradan insan hikayeleri, sıradan olaylar fakat yazarın hem çok sıradan hem de bir o kadar farklı bir anlatım tarzı var, bu da yazarı tercih etme sebebim. Romanda bir tarafta tükenmiş fakat bitmek ile bitmemek arasında kalmış bir evlilik hikayesi, diğer tarafta cinayetle sonuçlanan benzer bir evlilik hikayesi var. Çıkılan kısa bir tatilde çıkan fırtınadan kaçmak için sığınılan bir otelde kesişen tüm yolların hikayesi var. Yasak ilişkilerle, yanlış dostluklarla sarmalanan hayatlar neticesinde, bir yaz akşamı, dakika dakika yaşananları yazar o kadar yalın anlatmış ki, hikayenin tam içine girip karakterin yanında olayları seyreder gibiydim. Çok az diyalog olmasına rağmen roman karakterlerinin ruh hali okuyucuya çok iyi yansıtılmıştı. Kitabın tamamını söylenmemiş sözlerin ağırlığı ile okudum. 
Edebiyat
Bir Yaz Akşamı On BuçuktaMarguerite Duras · Can Yayınları · 2007205 okunma
Puan vermedi·207 syf.··
2026 61. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 22:27
Kutsal saydığımız değerler uğruna neleri kurban ederiz? Akademisyen Saime Tuğrul, Ebedi Kutsal Ezeli Kurban kitabında modern toplumlarda artık kutsal değerlerin yerini, sosyal bir olgu olarak kurbanlara bıraktığını örneklerle açıklıyor bize. İnsanların kendilerine göre neleri kutsal saydıklarını, hangi değerleri niçin kutsallaştırdıklarını ve bunun için de nasıl kurban gerektiğini, neleri kurban ederek feda ettiklerini ya da öldürdüklerini detaylandırmış. Kurban fikrinin nasıl doğduğunu, kurban ederken kan ve şiddetten beslenerek nasıl da kutsal saydığını açıklamış. Kitapta önsözden sonra yaklaşık yirmi sayfa giriş bölümü yer alıyor. Yazar kitapta araştırıp, detaylandırdığı ne varsa bu bölümde yer vermeye çalışmış. Mitolojiden, mitlerden, dinlerden, batıl inançlar üzerinden kutsallaştırılan kültürel ögelerin altında feda edilen kurbanları okuyoruz. Araştırmalarla ortaya konulan daha çok kültürel antropolojinin yer aldığı kitabın dili oldukça yalın, rahatlıkla okunabilir. Sosyolojik olarak da çok değerli buldum bu araştırmayı, ilgili olan herkese tavsiye ederim.
Edebiyat
Ebedi Kutsal Ezeli KurbanSaime Tuğrul · İletişim Yayınevi · 202149 okunma
dönüştüren bir yolculuk hikayesi…
9/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2026 58. kitabı
1960’lı yılların Paris’i, mavi bir sokak… Yahudi bir çocuk (Momo) ile Müslüman bir adamın (Mösyö İbrahim) içimizi ısıtan dostluğunun hikayesi… Ve bu dostluğun getirdiği; Momo’nun yolunu aydınlatan, onu büyüten, bambaşka bir insana dönüştüren bir yolculuğun hikayesi… Modern edebiyatın en güzel örneklerinden biri. Kitabın dili o kadar dokunaklı ki, etkilenmemek mümkün değil, tadını biraz Şeker Portakalı’na benzettim. Yazarın altı kitaptan oluşan, insanın anlam arayışı ve inanç evreni üstüne kısa ama etkileyici öykülerinin yer aldığı “Görünmeyen Döngü” serisine ait kitaplardan biriydi; Mösyö İbrahim ve Kuran’ın Çiçekleri. Bu seriden okuduğum dördüncü kitap oldu, hepsi birbirinden kıymetliydi. Eğer hayata dair bir şeyler öğrenmek istiyorsanız bu seriyi mutlaka okuyun.
Edebiyat
Mösyö İbrahim ve Kuran'ın ÇiçekleriEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20246,3bin okunma
10/10
·320 syf.··
2026 43. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2026 20:56
Okuduğum siyasi bir kitapta fazlaca adının geçmesi ile merak edip okumaya başladığım kitap; Demir Ökçe. Kitabın adı, kapitalizmi sembolize ediyor. Ökçe bildiğimiz anlamında, demir ise sertliğinden dolayı kullanılmış. Emeği ve alın terini olabildiğince sert şekilde eziyor Demir Ökçe. Yani anlaşılacağı üzere Jack London bu kitabında sömürü düzenini kaleme almış. Kitap 1908 yılında yazılmış, yani kara dörtlemeden çok önce kaleme alınmış, bir distopik eser. Jack London sanki hükümetlerin proletarya karşısındaki gelecek politikasını öngörmüş, satır satır işlemiş. Tam da bu sebepten distopya olarak kabul ediliyor. Demir Ökçe didaktik bir roman; London sosyalizmi, işçi sınıfını, oligarşiyi, kapitalizmi tane tane anlatmış. Kitabın kurgusunda oligarşik bir sistem var. Bu sistemin karşısında tüm inancıyla yer alan işçi sınıfı var. Jack London sosyalizm mücadelesi sırasında yaşanan olaylar üzerinden, emeğin ve dayanışmanın önemini, örgütlü mücadeleyi ve bir olunursa, ne kadar güçlü olunabileceğini yazmış. Fikir mücadelesinin, işçi devriminin sıcak savaşa dönüşmesi ile sokaklardaki kaosu çok iyi anlatmış. Kitabın ana karakteri olan Ernest Everhard’ın [fiziki özellikleri Martın Eden’e benziyor :) ] ideolojik tartışmalardaki fikirleri, yazarın bunu yansıtma şekli, edebiyatın siyasetle buluşması muazzam anlatılmış. London kitapta özellikle Jackson isimli işçinin yaşadıklarının anlatıldığı bölümler ile, kapitalizmin ve sosyalizmin proletarya üzerindeki etkisini çarpıcı bir biçimde anlatılmış. Ülkemizde 1980 döneminde yasaklanan kitaplardan biri de Demir Ökçe. Kitabın satır aralarında ilerledikçe, siyasilerin bu kitaptan neden bu kadar korktuğunu daha iyi anlıyoruz. Varlığından bu kadar geç haberdar olduğum için hayıflandığım bu kitabı okurken, Jack London beni oldukça
Edebiyat
Demir ÖkçeJack London · Can Yayınları · 201219,3bin okunma
Reklam