“İnsanın başkalarına gönderdiği mektuplar, karşılığında aldığı cevaplar, muhteşem bir yapbozun parçaları gibi, hatta daha iyi bir benzetmeyle uzun bir zincirin halkaları gibidir.”
Muhabbet - Virginia Evans
Mektuplar aracılığıyla anlatılan, kalbe dokunan sıcacık bir hikâye
Teknolojinin baş döndürücü bir hızla ilerlediği bu çağda belki de en büyük yoksunluğumuz duygu…
Muhabbet, mektupların satır aralarından bunu yeniden hatırlattı bana.
Hayatını sayfalara emanet etmiş bir kadın düşünün… Her sabah masasına oturup saatlerce yazıyor. Komşularına, kardeşine, çocuklarına, arkadaşlarına ve okuduğu kitapların yazarlarına sürekli mektuplar yazıyor. Kitaplardan bahsediyor, karşısındakine ne okuduğunu soruyor. Hatta kitap okumayanlara güvenmediğini bile söylüyor.
Geçmişini, anılarını, ailesini ve hayatını yazdığı mektuplarda okuyoruz. Zamanla bu mektuplar, onun dünyayla kurduğu en güçlü bağ hâline geliyor. Evladını kaybetmesiyle birlikte kapanmayan bir yasın içine düşüyor. Belki de yazdığı her mektup, taşıdığı acıyı biraz olsun hafifletme çabasıydı, kim bilir…
1955 ile 2012 yılları arasında yazılmış mektuplardan oluşan bu roman; yalnızlığı, aile olmayı, kaybı, yaşlanmayı, aidiyet arayışını ve kitap sevgisini sıcacık bir dille anlatıyor. Yer yer hüzünlendiren, yer yer gülümseten ama en çok da insanın kalbine dokunan bir hikâye…
Sert görünüşünün altında kırılgan, sevgi dolu ve anlaşılmayı bekleyen bir kalp…Bazı karakterler kitabın içinde kalır. Bazıları ise kitabı bitirdiğinizde de sizinle yaşamaya devam eder.
Sybil Teyzem sen ikinci gruptaydın Seni çok sevdim ben
Samimi ve içten bu mektupları sizlere de tavsiye ediyorum efendim tavsiyemdir okuyunuz