Bir anneyi içten içe yoran evlatların 7 davranışı
1. Ses tonunu yükseltmek.
Belli yaşa gelmiş bir evladın hâlâ annesine sert konuşması… tartışma değildir, kalbe dokunan bir kırılmadır.
Çünkü çoğu zaman altında şu görünmez çekirdek inanç vardır: “Güçlü olmak için sesimi yükseltmeliyim.”
2. “Sen anlamazsın” demek.
Hayatı senden önce yaşamış bir kadına bunu söylemek… sadece cümle değil, değerini yok saymaktır.
Arka planda ise şu inanç çalışır: “Benden önce gelenlerin bilgisi değersizdir.”
3. Aramamak, sormamak.
Günlerce, haftalarca aramamak… annenin içinde sessiz bir boşluk büyütür.
Çünkü fark edilmeden şu inanç yerleşmiştir: “Sevgi, gösterilmeden de anlaşılır.”
4. Yaptıklarını sıradan görmek.
Yıllarca yaptığı fedakârlıkları “zaten göreviydi” gibi görmek… en ağır haksızlıklardan biridir.
Bunun kökünde genelde şu vardır: “Emek zaten verilmek zorundadır.”
5. Küçümseyen bakış ve sözler.
Bazen bir bakış, bir kelimeden daha çok incitir… özellikle evladından geliyorsa.
Çünkü içten içe şu inanç beslenir: “Değer, başkalarını küçültünce artar.”
6. Sorumluluk almamak, hâlâ yük olmak.
Bir yaşa gelmiş bir evladın hâlâ annesine yük olması… onu sadece yormaz, içten içe tüketir.
Bunun altında çoğu zaman şu inanç vardır: “Biri benim yerime taşır.”
7. Varlığını sıradanlaştırmak.
Onu hep var olacak sanmak… değerini ancak yokluğunda anlamak… işte bu, bir anneyi en çok inciten şeydir.
Çünkü zihin sessizce şuna inanır: “Sevdiğim insanlar hep benimle kalır.”
Ve çoğu zaman konu davranış değil…
o davranışı doğuran, fark edilmeden içimizde büyüyen çekirdek inançlardır.