777 midir peki?
6/10
·164 syf.··
2026 37. kitabı
Fena bir kitap değildi. Çekim yasasına giriş için uygun özellikle. Aynı şeyi defalarca tekrarlayıp beyninize kazıyor zaten böylece çekim yasası nedir kabaca öğrenmiş oluyoruz. Yine de gerçek dünyadan kopuk buldum yazarı. Hobini yaparsan iş yapıyor gibi hissetmezsin kendini ifade etmiş olursun, keyifle çalışırsın minvalinde koca bir paragraf var mesela ya da devamında topluma katkı sağladığınızı bilerek çalışırsanız keyif alırsanız tarzı bir konuşma.. sen bunu tarlada, fabrikada çalışmak zorunda kalan işçiye anlat bir de abla diyor insan içinden. İlişkiler konusunda da çok sığ kalmıştı mesela. Neyse uzun lafın kısası altı çizilecek satırları olan bir kitaptı. Demek ki benim ihtiyacım varmış bu kitaba ki elim gitmiş de okumuşum teşekkür ediyorum emeği geçen herkese
1000Kitap
Çekim YasasıNil Gün · Kuraldışı Yayınevi · 2018837 okunma
Tüm İnsanlık Adına Yazılmış Tam Bir Baş Yapıt
10/10
·479 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 15:47
GİRİŞ "Hayat nedir ? Acılar Vadisi. Dünya nedir ? Hissiz insan kalabalığı." 19.yüzyıl Rus edebiyatının en önemli yazarlarından birisi olan Nikolay Gogol, Rusya'nın kokuşmuş bürokrasi sistemini, toplumun gerçek yüzlerini ve devlet yönetiminin eksik yönlerini eleştirel bir bakış açısı ile eserlerinde yer vermektedir. Sadece Rusya'da değil, tüm dünyada edebi saygınlığa sahip olan Gogol, eserlerinde sınıfsal açıdan burjuva insanları yerine sıradan insanlara yer vermiş, böylece her bir okur kitaptaki karakterler ile empati kurarak, kendi günlük hayatı ile özleşleştirmiştir. Nikolay Gogol, 1809 yılında Ukrayna'nın Soroçinski köyünde dünyaya geldi. Bazı eserlerinin esin kaynaklığını yapan ve yaşadığı coğrafya olan Kazaklar sebebiyle hayatının önemli bir bölümünü burada yaşayarak geçirmiştir. Babası amatör olarak tiyatro oyunları yazıyordu ve Gogol'ün tiyatroya olan ilk deneyimleri babasını izlerken olmuştur. Hayatının ileri safhasında kazak kültürü ve çocuklukta yaşadığı birçok olay vesilesiyle birçok eser yazmış, dünya edebiyatına damgasını vurmuştur. Dünyaca ünlü bazı eserleri şunlardır; Palto, Burun, Portre, Bir Delinin Anı Defteri, Taras Bulba, Müfettiş. Gogol, hayatının belirli önemli bir zamanında Rusya'nın Petersburg şehrinde geçirmiştir. Burada çeşitli devlet kurumlarında görev yapmış ve en yakın dostu olan yazar Aleksandr Puşkin ile bu şehirde tanışıp beraber edebiyat sohbetleri gerçekleştirmiştir. Eserlerinin bazılarına esin kaynaklığı yapan bu şehir, özellikle yakın dostu Alexandr Puşkin'in Gogol için Ölü Canlar'ı yazma fikri vermesi onun hayatının dönüm noktalarından biri olmuştur. Gogol eserlerinde hiciv trajik grotesk ve fantastik öyküler ve tiyatro yapıları kaleme almıştır. Gogol'ün eserlerinde en çok kullanıldığı yazım türü olan "Grotesk" dediğimiz edebi
Edebiyat
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·128 syf.··
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2026 21:52
Mahir Ünsal Eriş'in Sarıyaz isimli kitabını iki kere yarım bıraktıktan sonra bir daha bu yazardan okuma yapmayacağımı düşünmüştüm ki, bu kitap bana hediye gelene ve ben kitabın kapağını açıp Benim Adım Feridun isimli öyküsünün başlığını görene kadar. Sekiz öyküden oluşan Olduğu Kadar Güzeldik, 2014 yılında Sait Faik Hikâye Armağanı'nı kazanmış. Kitabı bitirdiğimde bu ödülün ne kadar yerinde olduğunu düşündüm. Bu kitapta benim için en özel öykü "Benim Adım Feridun" oldu. 2016'dan beri aynı isimli kitabın baskısını arıyor ama bir türlü bulamıyordum. Bu öyküye,bu kitabın içinde rastlamak benim için çok güzel ve beklenmedik bir tesadüftü. Ayrıca "Sen O Zaman Parasız Yatılıdaydın" da en sevdiğim öykülerden biri oldu,duygusu ve anlatımıyla kitabı bitirdikten sonra bile aklımda kaldı. Öyküleri okurken birçoğunun kendi başına bir romana dönüşebileceğini de düşündüm. Karakterler, öykülerin kısa olmasına rağmen oldukça iyi işlenmişti. Mahir Ünsal Eriş'in karakterlerini ve onların küçük gibi görünen ama insanın içine dokunan hikâyelerini anlatma biçimini çok sevdim. Her öykü bende aynı etkiyi bırakmasa da kitabı genel olarak sıcak, samimi ve duygusal açıdan oldukça güçlü buldum. °°° 'Yaşa, işe, güce, itibara en ufak hürmeti olmayan bu acıya aşk acısı diyorlar. Kim olursan ol, seni saklandığım yerde er ya da geç buluyor, gelip göğüs kafesini ateşle sıvazlıyor ve sen içerde kapkara kurum tutuyorsun. Ağzını açsan, alevler püskürtüverecekmişsin gibi, ciğerlerine damla damla kurşun eritiyorlarmış gibi. Kolay kolay geçmiyor, geçtiğinde de sen geçmiş olduğunu bile fark etmiyorsun. Yağmurlu havalarda sızlayan eski bir kırık gibi sızlayıp duruyor, kendini hatırlatıyor.'
Olduğu Kadar GüzeldikMahir Ünsal Eriş · Doğan Kitap · 20253,753 okunma
Puan vermedi·283 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 21:15
Bu kitabı yıllar önce alma sebebim Oğuz Atay dünyasına ilk adımdı. Ama şimdi okumaktaki amacım bambaşkaydı. Ben bu kitaba edebi bir merakla başlamadım; tek bir amacım vardı: mühendislik yolunda ilerleyen oğluma rehber olabilecek, ruhuna dokunacak büyük bir insanı tanımak. Sonradan hayretle öğrendim ki Oğuz Atay da bu eseri tam olarak bu yüzden, genç mühendislere ve öğrencilere örnek olsun diye kaleme almış. Kitabın yazılış amacı ile benim bir anne olarak okuma amacımın yıllar sonra böylesine güçlü bir tevafukla örtüşmesi, bu yolculuğun sıradan olmayacağının ilk işaretiydi. Mustafa İnan’ın yoksulluk, açlık ve hastalıklarla geçen o çelimsiz çocukluk yıllarını okurken, karşımda bir tarihi figür değil, adeta korunmaya muhtaç bir evlat buldum. Bir okurdan çok koruyucu bir anneye dönüştüm satırlarda. Babasının “Senden bir şey olmaz” diyen o sert kırgınlığına inat, zamana uzanıp “Üzülme, sen olağanüstü bir çocuksun” demek, elinden tutup onu doktora götürmek, o küçük çocuğu sarmalayıp doyurmak istedim. Kitap boyunca beni çarpan şey onun akademik dehası ya da unvanları olmadı; karakteri oldu. Çalışkanlığından ziyade yardımseverliği, insanlığı ve kibirden uzak o asil duruşu zihnime kazındı. Dünyanın en parlak üniversitelerinde, konforlu ve çok daha uzun yaşayabileceği bir hayat sürmek varken; o zorluğu, imkânsızlığı ve ülkesini seçti. Kendini bu toprağın çocuklarına adadı. Onu büyük yapan şey sadece bir bilim insanı olması değil, bu adanmışlığıyla sergilediği muazzam “iyi insan” portresiydi. Hoca ile öğrenci arasındaki o aşılmaz mesafeleri yıkan, bilgiyi saklamak yerine öğrencileriyle bir arkadaş gibi paylaşan bir öğretmen… Bilgiyi aktarma biçimi, o bilginin kendisinden bile daha büyüleyiciydi. Anılarda sürekli yol gösteren, destek olan bu figür, içimde o kadar büyük bir
Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnanOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202020,5bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 36. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 23:54
Recep Çiftçi - Meğersem Güneş Hep Balçıkla Sıvanırmış Herkese selamlar Nasılsınız, neler okuyorsunuz? Bugün sizlere bir çırpıda okuyup bitirebileceğiniz ve okuduktan sonra farklı düşüncelere sahip olabileceğiniz bir kitap ile geldim. Normalde bir kitabı okumadan türüne, arka kapak yazısına bakarım. Açıkçası bu kitapta türü ön kapata kişisel gelişim baskısıyla gördükten sonra arka kapak yazısını okumadan direkt kitaba başladım. Başladım ama başlar başlamaz ters köşe oldum çünkü klasik bir kişisel gelişim kitabı okuyacağımı düşünürken birden farklı bir kitapla karşılaştım. Kitapta yazar Kur'an ayetlerini farklı yönlerden anlatarak aslında farklı bir bakış açısı kazanmanızı sağlıyor. Ayetleri yaşanmış tarihi olaylarla, hayatın içinden örneklerle, alışılagelmiş cümlelerden farklı bir şekilde anlatıyor ve siz okuduktan sonra Kur'an'ın anlattıklarına, mesajlarına daha farklı bir çerçeveden bakmaya başlıyorsunuz. İşte yazar tüm bu açıklamaları yaptıktan sonra tam da bu noktada "Meğersem Güneş Hep Balçıkla Sıvanırmış"ı çok güzel anlatıyor. Alıntılar "Benliğin karanlık labirentlerinden geçip onun hizmetkar mı yoksa hakim mi olacağına karar verdiğimiz bu yolculuğun sonunda artık gözümüzü başka bir yöne çevirebiliriz." "Ayetler, yalnızca bilgi değil, dönüşüm isteyen ruhlar içindir." "Kaçışın olmadığı tek yer iç gerçekliktir." "Hakikat, yardımla gelmez. Yardımlar sustuğunda açığa çıkar. Sen ateşten geçeceksin, formların yanacak, düşüncelerin çözülecek. O an geldiğinde, sana dışarıdan kimse tutunamayacak. Çünkü Allah'ın en yakıcı tecellisi, yalnızlıkta kendini gösterir."
2026 Okuma Raporları
Meğersem Güneş Hep Balçıkla SıvanırmışRecep Çiftçi · Ceres Yayınları · 20267 okunma
10/10
·724 syf.··
2026 44. kitabı
·
156 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 15:32
Tutunamayanlar’ı ikinci kez bitirdim. İlk okuyuşumun üzerinden yıllar geçti. O zamanlar yirmili yaşlarımın başındaydım. Şimdi ise otuz yaşıma yaklaşırken tekrar okudum. Ve dürüst olmak gerekirse aynı kitabı okumadım. Çünkü kitabın kendisi aynı kalsa da onu okuyan kişi aynı değildi. İlk okuduğumda zorlanmıştım. Karmaşık gelmişti. Uzun cümleler, bitmek bilmeyen düşünceler, kimin konuştuğu belli olmayan bölümler… Daha çok kitabın yapısıyla uğraşmıştım. Bu kez yapıya değil insanlara takıldım. Daha doğrusu Selim’e. Selim Işık hakkında ne hissettiğimi hâlâ tam olarak açıklayamıyorum. Çünkü bir noktada onu anladım, bir noktada ona kızdım. Bazen ona sarılmak istedim, bazen de omuzlarından tutup sarsmak. Ağzının üstüne bir tane çarpıp ne yapıyorsun sen diye bağırmak. Bazı bölümlerde onun acısını hissettim, bazı bölümlerde kendine ve çevresindekilere yaptığı haksızlıklara öfkelendim. Kabul ediyorum birazcık toksik bir karakter selim. Ama onu bu kadar gerçek yapan şey de bu bence. Çünkü Selim sadece anlaşılmamış bir insan değil. Aynı zamanda anlaşılmayı zorlaştıran biri. Sadece toplumun dışına itilmiş biri değil; bazen kendi kendini de dışarıda bırakan biri. İnsanları eleştiriyor ama kendisine de hiç merhamet göstermiyor. Kendine karşı öylesine acımasız ki bir süre sonra insan onun bu haline üzülmekle kızmak arasında gidip geliyor. Üzülsem mi kızsam mı şaşırdım. Kitap boyunca birçok kez Haklısın Selim dedim.Bir o kadar da Ama bunu kendine sen yapıyorsun. Hakediyorsun dedim. Belki de bu yüzden sadece Selim’i sevdim demek doğru olmaz. Onu sevmek bir yana daha çok hissettim. Sanki gerçek hayatımda var olan bir tanıdığım bir arkadaşım gibiydi. O yüzden Selim’i kaybetmenin hüznü bu kadar ağır çöktü üstüme.. Romanın merkezinde Selim var gibi görünse de aslında benim için kitabın asıl
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma