Hüseyin Rahmi Gürpınar’ı her okuyuşumda aynı şeyi hissediyorum; onu bazen sadece keyifli bir mola gibi elime alıyorum ama sayfalar ilerledikçe, yıllar öncesinden bugüne uzanan o güçlü gözlemleriyle kendimi düşünürken buluyorum.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Şık romanı; yazarın diğer eserlerinde olduğu gibi (Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç, Efsuncu Baba, Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda Öğütür) toplumun aksayan yönlerini ince bir mizah ve güçlü gözlemlerle ele alıyor.
Şık romanında da Gürpınar, Şatırzade Şöhret Bey karakteri üzerinden dönemin yanlış anlaşılmış batılılaşma anlayışını; dış görünüşe, gösterişe ve taklide dayanan bir yaşam biçimini ince bir mizahla ele alıyor.
Romandaki Drol ile Şatırzade Şöhret Bey arasındaki benzerlik, Gürpınar’ın ince bir dokunuşu gibi geldi bana. Bir köpeğe ipekler giydirmek, onu süslemek nasıl onu gerçekten soylu bir köpeğe dönüştürmüyorsa; insanın da yalnızca dış görünüşünü değiştirmesi, taklitlerle yeni bir kimlik kurmaya çalışması onu özünde başka biri yapmıyor.
Belki de bu yüzden Gürpınar’ın eserleri hala güncel… Çünkü o sadece yaşadığı dönemi değil, insanın değişmeyen zaaflarını anlatıyor.