“Bahçeyle ilgilenen insanlardaki sabrı ve teslimiyeti şimdi anlayabiliyordum. Toprak, güneş, yağmur asla suçlanamaz. Onlara kızamazsınız, bahçeye arkanızı dönemezsiniz. Toprak ve güneş yani hava ve su ne kadarına izin veriyorsa o kadarıyla yetinmek zorundasınız. Çabanız bir yere kadar kabul görür. Çünkü bahçedeki her şeyin kendi zamanı vardır. Çiçekler sürekli açmaz, meyveler her daim meyve vermez. Zamanı bahçeden okuyabilirsiniz. Orada zamanlar birbiriyle çatışmaz, ancak kesiştiği yerler olabilir, her bitkinin ihtiyacı farklıdır ve farklılıklara tahammül etmek de en çok bir bahçeden öğrenilebilir. Bahçede yavaş gelişen bir büyüme sürecine tanıklık edersiniz, sonu belirsiz bir bekleyiş içerisinde bulursunuz kendinizi, o bekleyişi merkeze almadan, hayatın akışında akmasına izin vererek...”