Sena

Sena
@senaalcin
Türkçe Öğretmeni
Yıldız Teknik Üniversitesi
189 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
6/10
·232 syf.··
2019 13. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2019 13:46
Arka kapak yazısından çok etkilenerek okumaya karar verdiğim Amatka, benim içim büyük bir hayal kırıklığı oldu. Yazarın kurgulamaya çalıştığı fikir bence harika. Dilin gücü ile nesneleri şekillendirebilmek? oldukça havalı. Tabii böyle yaratıcı bir fikri yazar ne yazık ki 'balçığa' çevirmiş. Vanja isimli karaktere karşı okur olarak hep nötrüz, hatta kitaptaki tüm karakterlere nötrüz çünkü kitaptaki karakterler o kadar yüzeysel verilmiş ki hiçbirine ısınamıyoruz, kimsenin hikayesini tam anlamıyla öğrenemiyoruz ve sürekli bir yarım kalmışlık hissiyle boğuluyoruz. Amatka, Vanja'nın merkez koloni Essre'den işi gereği Amatka'ya gitmesiyle başlıyor. Vanja'nın iş yerine yazıp gönderdiği raporlar sayesinde Amatka halkının hijyen alışkanlıklarını öğreniyoruz. Neyse devamında ne olduğunu değil de nelerden yakındığımı anlatayım. İlk 50 sayfa normal giderken devamında bir türlü olaylar gelişmiyor. Gelişse bile yazarın bunu etkileyici bir şekilde yapabildiğini düşünmüyorum. Evet bir şeyler oluyor ama kitaba girmekten o kadar uzağız ki ne anlayabiliyoruz ne tepki verebiliyoruz. Kurulan düzenin temeli yok, neden beş ayrı koloni farklı yerlere dağıldı, Vanja'nın yarım yamalak verilen geçmişi, eski dünyaya ne oldu..... Bir ton şey havada kalıyor. Ayrıca arka kapakta kitaba vurulmama sebep olan dil ile eşyaları şekillendirme olayı çok daha güzel , daha farklı, daha uzun işlenebilirdi. Keşke Karin ablamızın elinde harap olmasaydı demekten kendimi alamadım. Evet sayfa 200 küsürlere geliyoruz kitapta ara sıra bir şeyler oluyor ama yarım yamalak anlıyoruz tabii. Son bölümse tam bir curcuna her şey bir anda oluyor ve biz hiçbir şey anlamıyoruz. Zaten yazarın 'özgürleşen insan' dediği şeye verdiği şekil o kadar saçma ki offff anlatamıyorum derdimi bir türlü. Eğer son bölüm daha açık ve
AmatkaKarin Tidbeck · İthaki Yayınları · 2018113 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
HARİKA BİR İNCELEMEDEN ZİYADE KİTABIN BENDE HİSSETTİRDİKLERİDİR
9/10
·469 syf.··
2018 100. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2018 17:42
Serinin ilk kitabı olan Silahşor beni o kadar zorlamıştı ki, bir King kitabı olduğuna inanmakta o kadar güçlük çekmiştim ki Üç'ün Çekilişi'ne başlamak benim için epey göz korkutucu oldu. Okunan birkaç harika King kitabından sonra Silahşor beklentimi hiçbir şekilde karşılamamış ve benim için tam anlamıyla hayal kırıklığı olmuştu. Gerçi Silahşor'un önsözünde yazar bile kitabın tam konuya giremediğini serinin diğer kitaplarının bundan daha iyi olacağını belirtmişti ya, sırf bu güvenceyi hatırlayarak ikinci kitabı okumaya başlayabildim.Evet bu bir Silahşor incelemesi değil farkındayım. Gelelim Üç'ün Çekilişi'ne. İlk kitap sonrası beklentimi düşük tuttuğumdan mıdır bilinmez, kitabı epey beğendim. Yine de "bence" serinin gidişatı henüz 10 puan verdiğim eserleriyle kıyaslanacak düzeyde değil. Roland zaten zekası, erdemleri, kara kuleye olan inancı ve davranışlarıyla başımın tacı. Yine de kitapta bir şeyler beni tam anlamıyla ikna edemedi. Bambaşka bir dünyaya, bizim dünyamıza açılan kapılar var ve Roland hayatında adını bile duymadığı şeylere çok çabuk adapte oluyor her şeyi anında kavrıyor. Zaten ben de bunu King'in karakterlerine verdiği olağanüstü herhangi bir gücün varlığı ile kendimce (ehhh) kabullenir geçerim. Şimdii genel olarak kitabı kısaca övdük övdük durduk da, gelelim çeviride emeği geçenlere teşekkürlerimizi(!) iletmeye :) Ya hu gözlerim kanadı be gözlerim. Bir insan nasıl baştan sona hissetmek yerine "duyumsamak", ihtiyaç duymak/ihtiyacı olmak yerine "gereksinmek" sözcüklerini kullanabilir. Hadi ilk çevirilerde böyle çevrildi de koskoca Altın Kitaplar Yayınevi olmuşsun yeni yeni baskılar yeni kapaklar yapıp fiyatları yükseltmeyi bal gibi biliyorsun hiç mi okumadın şu kitabı kardeşim hiç mi değiştirme gereği duymadım aklım almıyor. Bu kadardı. *ACCIK ECCÜK
Üç'ün ÇekilişiStephen King · Altın Kitaplar · 20061,719 okunma
10/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2018 89. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2018 18:06
Ahhhh kitaba bayıldığımı söyleyerek başlamak istiyorum incelemeye. Daha yeni bitirdim ve hissettiklerim tazeyken bir şeyler yazma ihtiyacı duyuyorum. Kitabımız Medyum'un devamı niteliğinde ve ufaklık Danny'nin yetişkin halini görüyoruz artık. Overlook'taki faciadan sonra yaşamına bir şekilde devam etmiş, babası Jack Torrance gibi alkolik, dibi görmüş hatta tamamen batmış bir halde görüyoruz kendisini. Alkol problemi yüzünden hiçbir işe tutunamayışını, sürekli bir yerden bir yere sürüklenişini adeta izliyoruz King'in bilindik üslubuyla. Derken Frazier'e vardığında Danny'ciğimizin beyninde tabiri caizse "artık dur be adam düzenini kur yerleş şuraya" şimşeği çakar. İşte böyle başlıyor Doktor Uyku'nun hikayesi ama ne hikaye arkadaş, yazsan roman olur dediklerinden :) Benim okuduğum kitaptan zevk almamı sağlayan en önemli unsur akıcı olmasıdır, Doktor Uyku da bu beklentimi sayfa 150-200'den itibaren olağanüstü bir şekilde karşıladı. Kitap su gibi aktı ve olaylar başladıktan sonra okuyucuyu (yani ben) içine öyle bir alıyor ki elinden bırakası gelmiyor insanın. Medyum'u okuyun arkadaşlar. Okuyun ki Doktor Uyku'yu da okuyabilesiniz. Medyum beklentinizi karşılamadı mı, olsun Doktor Uyku'yu yine de okuyun bu defa karşılayacak. Çünkü adam King!
Doktor UykuStephen King · Altın Kitaplar · 20132,178 okunma
9/10
·258 syf.··
Beğendi
·
2018 86. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2018 16:19
Eveeeet bence ilk incelememi yazma vakti geldi artık. İncelemeyi okuyacak arkadaşlar için önceden uyarayım öyle ağdalı cümleler kurmayı hiç beceremem, uzun uzun paragraflarca yazmaya üşenirim, ve okuduğum eseri çok geniş kapsamlı inceleyecek kapasitede bir okuyucu değilim. İncelemem yalnızca bu kitabı okumak isteyen biri varsa, kendisine ufacık da olsa katkıda bulunabileyim diye yazılmıştır. Evet çok uzattım incelemeye geçiyorum hemen. Resimli Adam, Ray Bradbury'den okuduğum ilk kitap oldu. Kitap 18 öyküden oluşuyor, tabii eğer Resimli Adam'ımızı da sayarsak belki 19 diyebiliriz. Şaka şaka. Öhöm, arka kapağı belki yanlış okudum belki de doğru okuyup yanlış yorumladım bilmiyorum ama kitaptan beklentim bambaşkaydı, ayrı ayrı birbirinden bağımsız öyküler beklemiyor kitabın tümünde Resimli Adam'ın da yer alacağını düşünüyordum. Siz siz olun bu beklentiye düşmeyin :) Resimli Adam'ımız yalnızca öyküler havada kalmasın bir yerde bağlansın, hatta adamcağızın bedeninde toplanabilsin diye varmış meğer. Öykülerin neredeyse her biri biribirinden güzel. Çok kıymetli mesajlar içeriyor ve müthiş bir hayal gücünün ortaya koyduğu öyküler bunlar. Eee malum insanız, sıkıldığım anlamadığım öyküler de oldu ancak bütün olarak bakınca epey beğendim. "Bozkır", "Roket Adam", "Belirli Bir Gece veya Sabaha", "Tilki ve Orman", "Kuklalar A.Ş." ve "Başlama Saati" benim favorilerim. Bu kitabı bilim kurgu okumayı seven, bilim kurgu okumaya yeni başlayan, ve benim gibi bilim kurgunun hangi seviyesinde olduğunu bilmeyen tüm arkadaşlara tavsiye ediyorum. Okuyunuz efenim :)
Resimli AdamRay Bradbury · İthaki Yayınları · 20171,663 okunma