Ardından baktığın cam hala kirli. Ziyanı yok, istersen temizlersin. İstersen içindeki katranı bile yuğup yıkarsın. Hayat bu. Dünya kocaman, sense ummanda zerre kadarsın. Bunu bir görebilsen rahatlayacaksın. Öfken telaşın azalacak. Adımların sakinleşecek. Koşarken sağa sola çarpmayacaksın. Bir görsen dünyanın ve kendinin hakiki ebadını, hiçbir şeyin, içindeki boşluğun bile çok da büyük olmadığını anlarsın.
Dolduramıyorsan da boşluğu, onu sevecek, kendini affedecek, adımlarını hafifletip, konmaya değil en nihayetinde göçmeye geldiğin bu alemde incecik bir tüy, uçuşan bir köpük, ahenkle sürüklenen minik bir yaprak gibi usulca salınacaksın.
Sonrası...
Sonrası iyilik, güzellik...
Herkes tıpkı kendi derisinin içinde olduğu gibi, kendi zihninin içindedir ve doğrudan kendi bilincinin içinde yaşar: Bu nedenle ona dışarıdan pek yardım edilmez.