bir hoşnutluk eğer fazla uzun sürerse hoşnutsuzluğun tamam_
en kendiliğinden doğuvermesi şans olarak görünebilir.
Fark edilebilir bir dış etki olmaksızın insanın içinin sıkılmasıyla
da olabilir bu, bir meydan okumaya dönüşen dış etkilere
bağlı da olabilir: Yenilgiler, başarısızlıklar, kızgınlıklar,
m ünakaşalar ve ters giden işler, kimsenin sevmediği ama yine
de kaçınılmaz olan hoşnutsuzluk zamanlarına kapı açarlar.
Bu terslikleri aklına bile getirmek istemeyenleri dehşete
sevk ederek...
Gerçekleştirilebilecek imkanlar ne
denli zengin olursa olsun, başka şeylerin hep kendini dayattığı
şimdiki zaman, fırsatlar bakımından o kadar yoksuldur
tutkularıyla savaşmak yerine onlara teslim olması gerektiğine inanır;
belki de başka seçeneği olmadığını düşünür - ancak tutkuları kadar
inançlarının da eylemlerine yön verdiği ithamından kesinlikle kaçamaz.
Suçu duygularına atarak korkunç eylemlerinin sorumluluğundan
kaçmaya çalışır, ancak Stoacılara göre bu, kendini aldatmadır:
bu duyguları hissetmesine en başında neden olan inançlar
dizisinden her zaman sorumlu olacaktır.
Bir kaya güçsüzdür. Tepeden aşağı yuvarlanmaya
başladığı andan itibaren, doğal yerçekimi ve hareketsizlik
yasalarından kurtulana dek yuvarlanmaya devam eder. Ama
bizler kaya değiliz. Bizler eğilime direnme becerisi olan varlıklanz.
Yuvartanan halimizi durdurup tepeye tırmanabiliriz.
Onay görme arzusu, muhtemelen doğal bir arzudur. Peki, başkalanndan
onay görmek için tepeden aşağı yuvarlanmaya devam
mı edeceksin? Her yanın pürüzsüz hale gelene dek yuvarIanan
bir taş gibi kendini yıpratacak mısın? Geriye kalan tek
şey 'gerçek ben' olacak olan ufak ve yuvarlak bir top kalana
dek bunu mu yapacaksın? Böyle bir şey olamaz.