Sırf özel baskısını da edinmiş olmak için almıştım kitabı; kitaptan elime, ağzıma bulaşan demir tadından mı, 2019 Türkiye’sinde yaşamaktan mı yoksa otuzuma merdiven dayadığım için mi bilemiyorum, çok duyguyu bir arada yaşadım okurken.
Ergenlikten aklımda kalan bir ütopyaydı, bugün baktığımda bir karşı ütopya görüyorum. O zaman tele-ekranların yerini mobeselerin aldığı bir yapay zeka faciasını düşündürüyordu belki, bugünse dilin önemini düşündürüyor. Okullarda öğreniriz ya ‘Dil yaşayan bir şeydir.’ diye, dil bizi de yaşatan şeylerden biri, bunu tokat gibi çarpıyor insanın yüzüne. Tekrar tekrar mutlaka okunması gereken bir başyapıt...