Senan Kazımoğlu

Senan Kazımoğlu
@senankazimoglu
Hedef KIZILELMA herkese aşikar olsun
Kütüphaneci
Selçuk Üniversitesi Tarih Doktora Öğrencisi
Konya
Azerbaycan, 23 Şubat 1988
50 kütüphaneci puanı
91 okur puanı
Ocak 2024 tarihinde katıldı
Eğitim ve öğretim, hangi seviyede yapılırsa yapılsın, kadın olsun, erkek olsun hiçbir insanımız milletine, tarihine, kültürüne, ülkülerine, cinsiyetine, içinde yaşadığı zaman ve mekâna asla yabancılaştırılmamalıdır; insanımızı kendine, ailesine ve milletine faydalı kılmalıdır. Kapitalist ve komünist ülkelerin eğitim ve öğretim programları ile Türk-İslâm kültür ve medeniyetininki elbette farklı olacaktır. İki yüzyıldan beri, şu veya bu ülkeden aktardığımız eğitim felsefe, sistem ve programları ile ülkemizi ve milletimizi ne hallerle düşürdüğümüzü, genç nesilleri nasıl harap ettiğimizi bugün bütün faciası ile görmüyor muyuz?
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hasret kaldığı himaye ve desteği asla bulamayan ailemiz ve kadınımız, tarihi Türk-İslâm kültürünün münferit savunucusu durumunda kalmanın azabını yaşıyor. Cahil bırakılmış, fakir düşmüş, cepheden cepheye evlât yetiştirmiş Türk anası, bütün aksi gayretlere rağmen, yine yuvasının, din ve töresinin savunucusu olmakta israr etmiştir. Türk anası, iffetli, namuslu, sadık, vefakar, cefakâr olmasını bilmiş ve yüce bir ahlâk ve fazilet timsali olmak-tan asla vazgeçmemiştir.
Alıntı
Koltuk düşkünü, kendini satmaya hazır menfaat kadroları iş başına gelirse ne olur? Ülke ve millet sahipsiz kalır mazlumlar, mağdurlar, mustaripler çoğalır, anarşi baş gösterir,<<sahte sahipler>> piyasayı doldurur, <<düşman kuvvetler>> sahipsizlik iddiası ile meydana çıkar. Türk-İslâm Ülküsü, bütün Türk milletini, müşfik, âdil, merhametli ve otoriter bir <<baba>> gibi bağrına basan <<Millî devlet>> şuuruna bağlıdır ve bunun gerçekleşmesi için savaşan kadroların yetişmesini ister.
Bütün dilim ve tabakaları ile milletini bağrına basmayan, milletin tam bir aşk ve romantizmle sevmeyen kadrolar <<devlet idaresine>> talip olmasınlar… Çünkü onlar, yalnız insanlarda <<sahipsizlik duygusu>> uyandırmakla kalmazlar, yabancı devletlerin ve düşman teşkilâtların, millete <<sahip çıkma istisnasını>> kabartırlar. Hizmet makamları, tatlı ve aziz canlar için rahatlık ve refah arayanlara değil, o makamları, <<din ü devlete, mülk ü millete>> hizmet için <<ateşten gömlek>> gibi giyen <<alperenlere>> verilmelidir.
<<Millî devlet>>, kendi mensuplarını <<sahipsizlik duygusuna>> düşürmemek zorundadır. Bütün kadro ve teşkilâtı ile mazlumun, mağdurun, haksızlığa uğrayanın, ekonomik, sosyal tehlikelere maruz kalan kimselerin, hasta ve kimsesizlerin yaralarına merhem olmalı, tam bir <<devlet baba>> sorumluluğu ile kendini, <<Dicle kenarında, otlarken kaybolan keçisine ağlayan fakirin>> koruyucusu saymalıdır.