"Patroklos," dedim. Doğduğumda umutla dolup taşan babam, düşüncesizce vermişti bu adı bana. İsim dilimde acı bir tat bırakıyordu. "Babanın gururu" demekti. Çocuğun adımla ilgili tatsız bir şaka yapmasını veya utancıma dair zekice bir nükte savurmasını bekledim. Öyle bir şey yapmadı. Belki o da çok aptaldır, diye düşündüm.
Çocuk yüzüme bakmak için yana doğru döndü, gözüne düşen altın renkli serseri bir bukleyi üfleyerek uzaklaştırdı. "Ben, Akhilleus."
On beş yaşına kadar grameri ve lisanı öğrenmen lazım. Bu bir deha meselesi değildir, öğrenen kimse de öyle dâhi değildir. Başka türlü öğrenenler de elbette vardır ama onlar istisnaidir. İstisnaları kural haline getiremezsiniz. Çünkü 15 yaşından sonra hiçbir şey hakkınca öğrenilmez. Hatta ana iş, meslek olarak öğrenilmemesi tavsiye edilir!
Eğer Balkanlar dehşetten öte bir şey değilse, orayı bırakıp dünyanın bu tarafına yöneldiğimizde, neden bir tür uçuruma düşüş- doğru, hayranlık verici bir düşüş- gibi bir duyguya kapılıyoruz?
"Başkalarının başarısının tanınması Avrupalı kimliğinin her zaman bir parçası olmuştur", "Batı ile Doğu miti, medeniyet ile barbarlığın karşı karşıya konması değil, bir medeniyet ile öteki medeniyetin yan yana konmasıdır" ve "Avrupalı (Batılı) kültürel kimliği hem etnosantrik hem de anti-etnosantrik olarak tasavvur edilmiştir."