İnsan mı doğaya hakim doğa mı insana?
Dişi Kurdun Rüyaları, insanın yalnızca doğayla değil kendi vicdanıyla da savaşını anlatır. Vahşi olan tabiat değil, ölçüsünü kaybeden insandır. İnsan yeryüzüne sahip olmaya çalıştıkça ruhundan uzaklaşır, merhameti azaldıkça gücünün de değeri kalmaz. İnsan toprağa hükmettiğini sandıkça yeryüzü sessizce ondan uzaklaşır.
İnsan, medeniyet kurduğunu sanırken aslında kendi sınırlarını yıkar; doğa ise intikam almaz, sadece dengesini geri ister.
Dişi Kurdun Rüyaları’nda din, bir ritüeller bütünü olarak değil, insanın içindeki merhamet ölçüsü olarak ele alınır. Aytmatov’a göre inanç; doğaya, canlıya ve insana karşı sorumluluk duymayı gerektirir. İnsan Tanrı adına konuştuğunu sandıkça zulme yaklaşır, ama gerçekten inanan insan korur, onarır ve yaşatır.
Romanda trajedi, imanın kaybolmasından değil; imanın yerine çıkarın geçmesinden doğar. Çünkü yazarın dünyasında günah, yalnızca Tanrı’ya değil, yaratılmış olana karşı işlenen haksızlıktır. Bu yüzden doğaya yapılan her yıkım, aynı zamanda ruhun da yıkımıdır.
Doğaya, inanca ve birbirine hükmetmeye çalışan insan sonunda yalnızlaşır. Çünkü hayat, sahip olunacak bir şey değil emanet edilecek bir dengedir. O denge bozulduğunda yıkılan sadece tabiat değil, insanın içindeki merhamettir.