Trump’ın Truth Social üzerinden paylaştığı son mesaj, tam anlamıyla bir "büyük kriz sonrası hasar tespit ve manipülasyon" klasiğidir. 15 Haziran’da atılan o kritik imzalardan sonra İsrail sağından ve "Deep USA" içindeki şahinlerden yükselen o "hain, ezik, pislik" çığlıklarına karşı, Trump kendi tabanını tahkim etmek için en iyi bildiği silahı çekiyor: Bilanço popülizmi. Trump, kendisini "İran'a fazla taviz vermekle" ve "on yılların en büyük dış politika hatasını yapmakla" suçlayan şahin kanada ideolojik ya da jeopolitik bir yanıt vermiyor. Çok rasyonel bir tüccar gibi doğrudan iki rakamı masaya koyuyor: Borsanın rekor kırması ve petrol fiyatlarının gerilemesi. Hürmüz Boğazı'nın yeniden deniz trafiğine açılması, küresel enerji koridorundaki o büyük "risk primini" bir gecede ortadan kaldırdı. Petrol fiyatları %3'ten fazla çakıldı. Bu durum, enflasyon sarmalıyla boğuşan Amerikan iç piyasası ve Wall Street için kısa vadede muazzam bir nefes alma koridorudur. Trump, bu hamlesiyle küresel finans çevrelerine şunu söylüyor: "Siz neo-konların ve lobilerin bitmek bilmeyen savaş fantezileri yerine rasyonel davrandım; piyasaları rahatlattım, şirketlerinizin değerini uçurdum." Kendisini eleştirenlere "aptallar" derken kastettiği şey, maliyet-fayda hesabından anlamayan, körü körüne ideolojik savaş isteyen kliklerdir. Anlaşma kapsamında İran limanlarına yönelik ablukanın kalkması ve 300 milyar dolarlık "yeniden inşa" fonu gibi maddelerin müttefikler nezdinde yarattığı "satış" hissini örtbas etmek için Trump, paylaşımını yine o meşhur "America First" (Önce Amerika) ve "MAGA" sloganlarıyla bitiriyor. Bu, Amerikan taşrasındaki milliyetçi seçmene gönderilmiş net bir sinyaldir: "İsrail'in veya Avrupa'nın güvenliği için Amerikan parasını Ortadoğu bataklığında çarçur etmeyeceğim. Ben
1000Kitap
Atsız Irkçılığın Gerekçelerini Açıklıyor
Türkçülerin iç davası olan ırkçılık, Türkiye’nin kaderine Türklerin hâkim olması, kilit noktalarında Türklerin bulunması ilkesidir. Birinci Cihan Savaşında Osmanlı ordusundaki Arap ırkından subayların nasıl ihanet ettiğini okumak, o savaşlarda bulunanlardan dinlemek aklı başında olanlar için ebediyen unutulmayacak bir derstir. Balkan Savaşında Arnavutların, Cihan Savaşında Arapların topyekûn ihanetini gördükten sonra ve Arapların Türkiye’den bir Hatay isteği varken Türkiye’nin yerli Fellâhlarını Harp Okuluna alarak subay yetiştirmek, Mülkiyeden çıkararak vali yapmak, parti listelerinden mebus seçerek Bakanlığa getirmek doğru mudur, değil midir? Bugün Türkiye’de bir Kürtlük ve Kürtçülük akımı varken ve bunlar sıkı yönetim mahkemelerine kadar götürülmüşken bunları mebus ve senatör yapmak, bunları memleketin kilit noktalarına getirmek doğru mudur? Ötüken Dergisi, 15 Şubat 1966, Sayı: 26 Hüseyin Nihâl Atsız
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sezar'ın Cumhuriyeti kadar seviyorum desem ayrılık çıkmasın çıbanları meşhur çerçerilerin aykırı sesleri kadar gidemem uzak iklimlere ki Galya kadar. gitmek istemem Sezar gibi suikaste kurban ki etme beni "Sen de mi Brütüs" demeye bırakma beni. senatodan ne çıkar senatör safsataları kendine bulur çıkar yol Ama benim yolum senin bir Roma kadar.
KİROS ÖLDÜ, TRUMP DİRİLDİ!
Evanjelik Amerika'nın Yol Haritası... GİRİŞ: Distopya mı, Ütopya mı? Margaret Atwood 1985'te Damızlık Kızın Öyküsü'nü yazdığında distopya kuruyordu: Dini baskının hâkim olduğu, kadınların yalnızca doğurgan bedenlerine indirgendiği, muhalefetin ortadan kaldırıldığı bir Amerika. Ama aynı kitabı okuyan bir evanjelik Hristiyan için sahne farklıdır. Günahkâr dünya temizlenmiş, Tanrı'nın yasaları hâkim, Hristiyan medeniyeti ayaktadır. Aynı metin, iki farklı his. Bu farkı anlamak, Trump'ın gerçek programını anlamak demektir. Philip K. Dick'in Yüksek Şatodaki Adam'ı da kurgu diye okundu. Ama bazıları not aldı. Bu yazıda ortaya koyduğumuz örüntüyü biz kurmadık. Her halka ayrı ayrı belgelenmiş. Biz sadece geriye çekildik ve birlikte baktık. KİŞİLER: Sahnedeki Aktörler Kiros Kim? Kiros, İsa'dan yaklaşık 500 yıl önce yaşamış Pers İmparatoru'dur. Musevilerin inancına göre Tanrı, kendi halkını Babil esaretinden kurtarmak için Yahudi olmayan bu hükümdarı araç olarak seçti. İncil'in Yeşaya bölümünde Tanrı Kiros'a şöyle seslenir: "Seni adınla çağırdım, sen beni tanımasan da." Kusurlu, yabancı, ama seçilmiş bir araç. Bu teolojik şablon, Trump'ı anlamak için kilit kavramdır. Lance Wallnau: "Peygamber" Teksas'lı evanjelik vaiz Lance Wallnau, 2016'da Trump'ın adaylığını duyurur duyurmaz şunu ilan etti: "Tanrı bana Trump'ın Kiros olduğunu söyledi." Yani Trump, Yahudi olmayan ama Tanrı'nın seçtiği bir araçtır — tıpkı antik Pers Kralı Kiros gibi. Bu kehanet evanjelik dünyada viral oldu, milyonlara ulaştı. Wallnau, "Yedi Dağ Buyruğu" adlı teolojik programın baş savunucusudur. Bu programa göre Evanjelikler toplumun yedi temel alanını ele geçirmelidir: hükümet, medya, eğitim, iş dünyası, sanat, aile ve din. Bu bir inanç değil, somut bir eylem planıdır. Wallnau Trump'ın seçilmesinden bu yana
Sen bir Yahudi Nazisin
Netanyahu’nun önde gelen suç ortaklarından Güvenlik Bakanı Itmar Ben-Gvir, İran füzelerinin vurduğu Arad kentine ziyarete gittiğinde, Aradlı bir Yahudi anne öfkeyle haykırarak protesto etti: “Sen bir Yahudi Nazisin! Sadece ölüm saçıyorsun! Burada ne işin var? Kasabamdan derhal defol git!" Çevrede toplanan diğer bölge sakinleri de alkışlar ve sloganlarla destek vererek aşırı sağcı Ben-Gvir’i protesto ettiler. KİMDİR BU BEN-GVİR? Önce bugünkü İsrail hükümetine bakalım. Netanyahu’nun liderliğindeki LKUD Partisi ve koalisyon ortakları: Tevrat’ı Koruma Partisi, Dinî Siyonist Parti, Ben Gvir liderliğindeki Otzma Yehudit (Yahudi Gücü) Partisi ve Noam Partisi. LİKUD eskiden merkez sağda idi. Netanyahu ile aşırı sağa kaydı. Diğer koalisyon ortakları, adlarından da anlaşılacağı üzere barış karşıtı, dinci, ırkçı, yayılmacı partilerdir. Hepsi sadece Gazze’yi değil, Batı Şeria’yı da İsrail’e katmak ve Arapları sürüp çıkarmak yanlısıdır. Bu ortak partilerin kökeni, ABD tarafından da terör örgütü olarak kabul edilen ve mahkeme kararıyla kapatılan Haham Meir Kahane'nin Kaç adlı eski partisidir. Bugün İsrail’in Milli Güvenlik Bakanı olan Ben-Gvir, Kahane’nin gençlik kolları organizatörü olarak siyasete atıldı. Sonra Dini Siyonist Parti’den parlamentoya girdi. Ardından kendi partisi Yahudi Gücü’nü kurdu. Resmen açıkladığı fikirleri, Gazze ve Batı Şeria’da Arapların etnik temizlikle sürgün edilmesi, bu toprakların İsrail’e katılmasıdır. FAŞİST BİR YAHUDİ Ben-Gvir’in kirli hayat hikayesinde, onun kişiliğini yansıtan bir çok fanatik ve saldırgan davranışlarından biri özellikle tipiktir: 25 Şubat 1994'te Baruch Goldstein adlı bir fanatik Yahudi, İsrail askeri üniforması giyerek, Patrikler Mağarası'ndaki bir camiye girdi ve Ramazan ayında dua eden 800 Filistinli Müslüman cemaate ateş
Tarih-Araştırma
İLLET AYNI-AMERİKAN İMPARATORLUĞU ÇATIRDIYOR
İbn Haldun, “asabiye” dediği imparatorluklar kuran beşerî enerjinin zirveye çıktıktan sonra inişe geçip zamanla çökeceğini yazmıştı. Aşiretlerden veya küçük site devletlerden çıkan imparatorlukların büyümesini ve çöküşünü anlatmıştı. Osmanlılar İbn Haldun’u sevmişler, fakat bir istisna koymuşlardı: Osmanlı “devlet-i ebed müddet”ti. İlk alarmı 17. Yüzyılda Koçi Bey verdi. Devletin bozulduğunu IV. Murat’a rapor etti. Kayırmacılık yüzünden tımar sistemi ve medrese bozulmuştu, devlet çürüyordu. 19. Yüzyılda çöküş açıkça görüldü. Tanzimat’ın temelinde bu endişe vardı. Bilhassa Fuat Paşa bunu açıkça ifade etmişti. İmparatorluğun gücü, eskiden fethettiği geniş toprakları korumaya yetmiyordu. Cevdet Paşa’da ve Abdülhamid’de de bu kadar geniş toprakları niye fethetmiştik düşüncesi hissedilir. Bugün ABD konusunda tartışılan da budur. ZAKARİA ALARM VERİYOR Müslüman Hint asıllı Amerikalı düşünür Fareed Zakaria 2009 yılında “Post American World” (Amerika Sonrası Dünya) adlı kitabını yayınlamış, büyük ilgi görmüştü. Amerikan hegemonyasındaki aşınmayı anlatıyordu… “2004 yılında Amerika, dünyada bilim liderliği kaybetti. Mühendis olarak mezun olanların sayısı Çin’de 600.000, Hindistan’da 350 in, Amerika’da 70.000’dir…” Kişi başı mühendis sayısında hala ABD önde idi ama Çin hızla geliyordu. Zakaria’nın iyimser verileri de vardı: Amerikan üniversiteleri dünyada hâlâ rakipsizdi. “Amerika’nın en büyük güç unsurlarından biri açıklıktır, en iyi beyinler ABD’ye geliyor”du. Zakaria, geçenlerde, 13 Mart’ta CNN’deki programında “imparatorlukların çöküşü” hakkında bir konuşma yaptı. “Üzerinde güneş batmayan” İngiliz imparatorluğunun, sömürgeleştirdiği toprakları artık elinde tutamayacak hale gelince çökmeye başladığını hatırlattı. 1880-1920 arasında, İngiltere Asya ve Afrika’daki
Tarih-Araştırma