Bizi evlilik kapanına kıstırabilmesi için, aşık olma deneyiminin, bu deneyimin sonsuza dek süreceği illüzyonunu da içermesi gerekmektedir. Bu illüzyon çoğu kişinin inandığı romantik aşk efsanesi tarafından beslenir. Romantik aşk efsanesinin kökeninde hepimizin çocukken dinleyip sevdiği peri masalları yatar; bu masallarda prens ile prenses, bir kez bir araya geldiklerinde, artık sonsuza dek mutlu yaşarlar. Romantik aşk efsanesi bize, sonuçta, dünyadaki her genç kıza karşılık “onun için yaratılmış” bir genç erkek bulunduğunu söyler. Kaderimize yazılmış olan insanla karşılaştığımız zaman onu hemen tanırız, çünkü ona aşık oluruz. Biz kaderimizin bizim için seçtiği kişiyle karşılaşmışızdır ve bu eşleşme haliyle kusursuz olduğundan, birbirimizin tüm gereksinimlerini ebediyen karşılayabilir ve dolayısıyla sonsuza dek kusursuz bir uyum içinde mutlu yaşayabiliriz.
Ama olur da birbirimizin tüm gereksinimlerini karşılayamazsak?
Sayfa 89 - devamı hayatın içinde ^^