Sena

Sena
@senaunlu
Hekim
6 Kasım 1995
91 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·64 syf.·
2021 10. kitabı
Hikayesini duyduğum ve merak ettiğim için alıp okuduğum ama aşk şiiri sevmediğimi bir kez daha anlamama yardımcı olan bir kitap oldu. Ciddiye alıp inceleme bile yapamayacağım, ama şuraya okurken “noluyo ya” dediğim bir şiiri bırakıyorum; “Şimdi sen çırılçıplak elma yiyorsun Elma da elma ha allahlık Bir yarısı kırmızı bir yarısı yine kırmızı Ben de çıplağım ama elma yemiyorum Benim öyle elmalara karnım tok Ben öyle elmaları çok gördüm ohooo “ Devam edemeyeceğim :p
Edebiyat
ÜvercinkaCemal Süreya · Yapı Kredi Yayınları · 201821,8bin okunma
Reklam
3/10
·400 syf.·
2019 7. kitabı
Kitabı ilk lisede okudum diye hatırlıyorum. Yani bundan yaklaşık 10 sene önce. O dönem demek ki toksik bir ergenmişim ki bu kitabı beğenmişim. Şu an hiç sağlıklı bulmuyorum. İki ruh hastası insanın şov yazıları gibi geliyor. Kitabın başında tamam etkileyici cümleler var, insanın hosuna da gidiyor ama bi yerden sonra baba tamam ama diyorsunuz :’) kabak tadı vermeye erkenden başlıyor. Ve düşünmeden edemiyorum bu insanlar tüm günlerini nasıl bu toksik aşk cümlelerini düşünerek, yazarak, okuyarak geçirmiş. Kitabı bitirme nedenim; kitabı daha önce okumuştum ancak hatırlamıyordum ve kitabı kütüphanemde saygı duyduğum kitaplar rafında üstte tutuyordum. Şimdi ise kütüphanemden çıkartmayı düşündüğüm için aklımda en ufak belirsizlik kalmasın diye bitirmeye çalıştım. Ancak gerçekten an itibariyle midem bulanıyor, tansiyonum düştü, dokunsalar kusacağım ama orucum bozulmasın diye sabretmeye çalışıyorum. Kitabı sevenler üzerine alınmasın herkesin fikri aynı olmak zorunda değil tabii. Ben de on sene önce beğenmiştim misal. Ama sanırım hayat bir yerden sonra süslü cümleler kuranlardan uzak durmayı öğretiyor. Gerçek sevginin seviyorum demekle değil de onu göstermekle mümkün olduğuna inanıyorsun. Kitaptaki kahramanımız Franz bey ise, yoğun aşk duygusu içinde olduğunu milyon kez vurgulamış olmasına rağmen, Milena’nın yanıma gel çağrılarına hep kayıtsız kalmış. Hatta Milena şu şekilde ifade ediyor; << bir ara çok kötü günler geçiriyordum. telgraf çekmiş, telefon etmiş, mektuplarımda yalvarmıştım. ondan gelmesini istemiş, ve "kalk gel" demiştim. "tanrı hakkı için, hiç değilse bir günlüğüne gel" demiştim. ona ne kadar çok yalvardığımı anlatamam. gelseydi benim için ne kadar iyi olurdu ama gelmedi. ona o sıralar çok ihtiyacım vardı. aklıma gelen her kötü sözü söyledim, sıvadım,
Edebiyat
Milena'ya MektuplarFranz Kafka · Can Yayınları · 202365,8bin okunma
10/10
·304 syf.·
2019 229. kitabı
2016 yılında okumuşum, gece gece duygulandım. İlk aldığımda klasik kahveli pozlarla instagrama koymaya ben de heves etmiştim. Sinirlendim sonra, bu sıpalar yüzünden kitap okurken foto bile atamıyoruz diye :) Gerçekten şu ara iki sayfa kitap okumaya bile hevesimin kalmadığı zamanlardan geçerken çerezlik kitaplar ruhuma çok iyi geliyor. Sayfanın sonunda başını unutacak kadar beyin durgunuyum. Yoruyor hayat gençler. İmdadıma bu mükemmel sözlük yetişti. Güzel sözler okumak gerçekten insanı dinlendiriyor. Bir tane okuyorsun , sonra gözlerini kapa düşün düşündüğün kadar. Şanslıysan o ara uykuya da dalarsın hem Üstelik normalde merak edip almayacağım yazarlardan & kitaplardan alıntılar yaptığı için ufkumu genişlettiğini düşünüyorum. Bir iki kitabı şimdiden not aldım, en kısa zamanda sipariş ederim. Son olarak; bundan yıllar yıllar önce rutinlerime : her gün mutlaka bir güzel söz oku, her gün mutlaka bir manzara resmi incele gibi maddeler eklemiştim. Bunu mükemmel uyguluyordum üstelik. Ruhsal olarak farkında olmasakta çok yararlıymış. Bu kitabı ilk aldığımda güzel söz bulma kısmı benim için epey kolaylaşmıştı. Şimdi ise bu rutinimi hatırlamama yardımcı oldu, tekrar uygulamaya başlayacağım :)
Edebiyat
Lûgat 365Kolektif · Can Yayınları · 20202,649 okunma
6/10
·56 syf.·
2021 6. kitabı
Tus çalışamayacak kadar yorgun olduğum zamanlar youtube keşfette takılmaktan sıkıldığımı farkederek hemen evdeki en kısa kitabı buldum ve aslında bildiğimiz ama göz ardı ettiğimiz ya da aklımıza gelmeyen birçok şeyle tekrar tekrar yüzleşmiş oldum. Kitap klasik “mutlu olma sanatı” adı altında yazılan diğer kitaplar gibi. Ama cümleler gerçekten ilginizi çekiyor. Hoş, çerezlik tam molada bitirmelik kitap. Orijinal dilinde okumayı ve yazarın gerçek betimlemelerini incelemeyi istedim açıkcası. Çevirisinde bazı yerler basit kaçmış olsada tatmin eden kısımları yok değil. Bir zamanların “uçlarda yaşıyorum” kavramını yazarımız nasıl açıklamış bir bakalım; < ayrıca ps: kendime yaptığım en güzel iyilik orta yollu yaşamayı öğrenmek oldu :) > “Ölçüsüz sevinç de çok şiddetli acı da sadece aynı kişide bulunabilir. Zira her ikisi de karşılıklı olarak birbirine bağımlıdır ve ayrıca ortaklaşa olarak da ruhun neşesine bağlıdır. Az önce bulguladığımız üzere, her ikisi de mevcut duruma bakarak değil geleceğe dair öngörüde bulunarak üretilir. Fakat acı, hayat için özsel niteliktedir ve yoğunluğu öznenin doğası aracılığıyla belirlenir, dışsal olmaları nedeniyle ani değişikliklerin acının yoğunluğunu değiştirememeleri bu yüzdendir; hal böyleyken aşırı sevinç ya da acı her zaman bir yanılgıya ve kuruntuya dayanır. Sonuç olarak duygu durumunun her iki yöndeki aşırı geriliminden içgörüyle kaçınılabilir. Ölçüsüz sevinç hayatta bulunması hiç mümkün olmayacak bir şeyi bulmuş olma kuruntusuna dayanır: Acı veren, sürekli yeniden doğuran arzuların ya da endişelerin daimi olarak tatmin edilebileceği kuruntusuna. İnsan bu tür her kuruntudan ileride kaçınılmaz olarak vazgeçmek, kuruntu ortadan kalktığında da bunu sevincine neden olan şey kadar derin bir acıyla ödemek zorunda kalır. Bu bakımdan kuruntu,
Edebiyat
Mutlu Olma SanatıArthur Schopenhauer · Can Yayınları · 202017,7bin okunma
Puan vermedi·304 syf.·
2020 6. kitabı
Momo kitabı için hem çocuk hem yetişkin kitabı demişler. Ben bunları hiç bilmeden başlamıştım kitaba. Ve açıkçası başladığınız anda sayfalar “çocuk masal kitabıyım” diye bağırıyor. Ama verilmeye çalışılan fikir çok güzel o yüzden devam etmekten kendimi alıkoyamadım. Hayranlık duymamın en baş sebebi kitabın 1973 yılında yazılmış olması. O yıla göre fantastik masal kategorisine dahil edilebilen olayları şu an yaşıyor oluşumuz maalesef çok acı. İşkolik veya sosyal medya bağımlılığından dolayı çocuğuna vakit ayıramayan anne babalar kitabı okurken hep hayalinizde canlanıyor. Aslında hepimiz bir parça öyle olmuşuz diyoruz. Çocuklara ise sürekli isteme arzusu aşılanıyor. Oynadığı oyuncak iki saat sonra bir köşeye atılıyor ve yenisini istemeye başlıyor. İnsanların birbirlerine ayırdıkları vakit gitgide azalıyor. Büyükanne büyükbabalar ayda yılda bir aranıyor. Neden? Çünkü ona ayıracağın vakitte işlerini daha ileri bir noktaya taşıyabilirsin, daha çok kariyer yapabilirsin. Ben bu noktada kendi dönemime göre biraz ayrıldığımı düşünüyorum. Tıp fakültesindeki eğitimim dahil olmak üzere hiç bir zaman ailemi ihmal etmedim. Büyüklerim olsun küçüklerim olsun teyze kuzen amca dayı demeden hepsiyle ilgilenmeye çalışıyorum hala. Yarın olmayabilirler ve bizim için o zaman pişmanlık ağır basabilir. Arayıp bi nasılsınız diyip onlara ilginizi sevginizi belli ettiğinizde bile ne kadar mutlu olduklarını hissetseniz bi aynı mutluluk sizin de içinize dolacaktır eminim.
Edebiyat
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,1bin okunma
Reklam