İnönü Üniversitesi tarafınca başlatılan ‘’Her Hastalık Bir Hikayedir ‘’ projesi kapsamında 2011-2012 yılları arasında düzenlenen yarışmaya her yaş ve meslek grubundan gönderilen 346 hikayeden 40’ının yer aldığı bu kitapla Hacettepe ü. Halk Sağlığı Kütüphanesi’nde karşılaştım. Belki başka bir kitapçıda görsem almam dediğim bu güzel kitap, beklediğim medyatik tıbbi rivayet ve uydurmalardan fazlasıyla uzak. Haberim olsaydı ben de kendi öykülerimden göndermek isterdim yarışmaya. Sonrasında her yıl düzenlenen tıp öyküleri yarışmaları ile ilgili kısa bir araştırma yaptım netten:) Öylesine samimi, yaşanmış, güzelim hikayeler var ki…
Ben okurken çok eğlendim, bazen hüzünlendim, bazen de uzunca düşüncelere daldım. Çoğu hikayelerde bulmaca zevkiyle hastalıkların tanısını tahmin ettim öncesinde. Önsözünde geçtiği cümleyle ‘’ Hastalarımız bize kitaplardan çok şey öğretir’’ cümlesini okurken, ‘’ Tıpta hastalık yoktur, hasta vardır’’ cümlesi geldi aklıma. Bence tıp öğrencilerine çok şey katabilecek bir kitap. Monoton eğitime farklı bir bakış açısı ile niyetlenilmiş bir proje. Sadece sağlık çalışanları değil; hasta, hasta yakını hatta kanser bir doktor tarafınca yazılmış hikayeler.
Kendini aynada mayalı poğaca gibi gören obezlerden, hayatında bir kere bile diyet yapmamış olup ahkam kesen diyetisyenlerden, deniz kızı misal pul pul derileriyle bulaşıcı olduğu düşünüldüğünden herkesin uzak durduğu sedef hastalarından, 10 yaşındaki bir çocuğun ağzından dinlediğiniz lösemiden, ilk koruyucu hekimimiz olan annelerimizin titizliğinden, şizofren bir hastanın tedaviyle düzelmesi akabinde - hayal dünyasındaki tek dostuna- yazdığı veda mektubundan, migren atağı sonrası huzur içinde içilen o dünyalara bedel bir bardak çaydan ve daha nicesinden bahsediyor kitap.
En çok da işitme ve
Kitabın ilk incelemesini yazmak bana nasip oldu. Öncelikle kitabı hazırlayan komisyona, ön ayak olan herkese Allah razı olsun demek istiyorum. Bu incelemeye bir şekilde denk gelirseniz inşallah, ne yapıp edin bir adet kitaptan edinin isterim. Benim için yıllardır çantamdan masamdan düşmeyen bir dua kitabı. Ben ne zaman Evrad-ı Şerifeye sarılsam aklıma şu hadis geliyor hemen:
“Allah katında amellerin en makbulü az da olsa devam üzere yapılanıdır.”
Sebebini açıklayayım; uzun süren öğrencilik yıllarında bir çoğunuzun onaylayacağı şekilde her gün açıp Kuran-ı Kerim okumak nasip olmuyor. İnşallah size oluyordur ama ben maalesef sınavlardan sonra açıp okumam gereken cüzleri ardarda okuyabiliyordum ancak sınavlar yaklaştıkça bi o kadar okumalarım azalabiliyordu.
İşte böyle zamanlarda bu kitabın ne kadar gerekli olduğunu anlamaya başlıyorsunuz. Çünkü içinde gün gün okunacak ayetler ve hadisler düzenlenmiş. Sizin Kuran-ı Kerimden, Allah'ın ayetlerinden uzaklaşmanıza hiç bir gün fırsat vermiyor. Ayetlerle ve Efendimiz (sav)'in o güzel dilinden dökülen dualarla dua etmeye alışmamızı sağlıyor. Cep Kitap formuyla kolayca her yere taşıyabilirsiniz. Sabah namazından sonra, otobüste okula giderken, ders aralarında, gece yatmadan önce kolaylıkla okunabiliyor. Günlük olarak düzenlenmiş olmasıyla sorumluluk hissi oluşuyor ve "Bugün de Rabbimin razı olacağını bir şeyler yaptım, O'na O'nun kelamıyla dua ettim. " diye huzurlu bir şekilde uyuyabiliyorsunuz. Ek olarak ibadetlere sürekli devam edilmesinin davranışlarımızın değişmesinde çok daha etkili olduğunu farkedeceksiniz. Her gün hiç aksatılmadan okunan bir ayet bile insanı o yolda tutuyor. Rabbim ayırmasın inşallah.
İçinde yer alan hadisleri ve ayetleri devamlı okumalarda ezberlemeye başlıyorsunuz. Arapça - Türkçe olması da en