İnönü Üniversitesi tarafınca başlatılan ‘’Her Hastalık Bir Hikayedir ‘’ projesi kapsamında 2011-2012 yılları arasında düzenlenen yarışmaya her yaş ve meslek grubundan gönderilen 346 hikayeden
Ne güzel yazmışsınız Zeynep Hanım 🥰 Hacettepe kütüphanesine karşı duyduğum özlem tavan yapmışken ben de hemen satın alıyorum kitabı. Belki aynı masalarda komitelere çalışmışızdır, gece gece mutlu oldum bu incelemeyi ve profilinizi gördüğüm için. Saygılar :))
Kitabın ilk incelemesini yazmak bana nasip oldu. Öncelikle kitabı hazırlayan komisyona, ön ayak olan herkese Allah razı olsun demek istiyorum. Bu incelemeye bir şekilde denk gelirseniz inşallah, ne
Başından itibaren “aa duanın sosyolojisine ilişkin bir kitap değilmiş yaa” üstten reddiyle okudum bu incelemeyi. “Zaten illa da öyle olması gerekmiyormuş, pekala böylesi de bir ihtiyaçmış” kanaatiyle bitirdim.
Eksik olmayın, çok faydalı bir değerlendirme olmuş.
Kitabı ilk lisede okudum diye hatırlıyorum. Yani bundan yaklaşık 10 sene önce. O dönem demek ki toksik bir ergenmişim ki bu kitabı beğenmişim. Şu an hiç sağlıklı bulmuyorum. İki ruh hastası insanın
aslinda cumlenin ait oldugu paragrafin tamamini alinti olarak paylassaydim daha iyi olurdu, baglamdan kopuk olunca bu dusunceye katilmamak cok normal cunku :) bu cumlenin devaminda diyor ki; "Canı sıkılmadan yaşayacak kadar anısı olurdu zira". Yani bir gun boyunca nelere sahit oldugumuzu hatirlamakla vaktimizi gecirirsek sıkılmayız diyor. Gordugumuz, duydugumuz, hissettigimiz bir suru sey varken hepsini hatirlamaya calismak, vakit gecirmek icin guzel bahane...