Düşününce şu gerçeği anlarız: İnsan bu dünya hayatında yaratıklardan bir yaratıktır. İnsan şu alemdeki yaratıkların yanında bir zerre miktarıdır. Birçok ihtiyaçlar içinde çırpınmaktadır. Mevcut alemin birtakım kuvvetleri karşısında pek aciz durumdadır. Sonra da, daha açılmadan solan çiçekler gibi bütün varlığını kaybederek ölüp gitmektedir. O halde insanlık bu ölümlü hayattan ibaret olsa, insanlar kadar durumlarına acınacak bir yaratık olamazdı.
O halde bu maddi ve ölümlü hayat bakımından insanın hayatı tam bir huzur ve bahtiyarlık içinde olamaz. Fakat diğer bir yönden insan çok bahtiyar ve pek mutludur. Çünkü gerçek dine sarıldıkça, insan kalben huzur içinde olur.Sonsuz bir mutluluğa erişme hazırlığındadır. Bu geçici hayatın sona ermesi kendisini hiçbir tasaya düşürmez. Böyle bir insan, ebedî bir varlığın kendisini rahmeti ile koruyacağından emindir. Hiçbir zaman kaybolmayacak olan bir hayata kavuşmakla mutlu olacağına inanmıştır.