İçine uyanabileceğim serin bir sabah kalmayacaktı. Bunu anladığınız an hissettiğiniz boşluk duygusu o vakte dek tecrübe ettiklerinizin hiçbirine benzemiyor. Ne aşk acısı ne ayrılık ne de arada bi kapınızı zorlayan başıbozuk varoluşsal sancıları, hiçbiri bir yarın olmayışını ruhta açtığı gediğin yanına bile yaklaşamıyor.
Ruhunuzu ele geçiren zifiri karanlığa diri diri gömülmeye niyetiniz yoksa, kendi ölümünüze fazla kafa yormaz, o kapınızı çalmadık bizzat gidip hatırını sormazsınız. Hayatta bazı şeylerin varlığı, uzun boylu düşünmemek kaydıyla kabul edilir.
Millet birbirine sarılmayı unuttu, birbirinin gözünün içine muhabetle bakmayı, birbirlerine sevgi duymayı, saygı duymayı. İnsanlar insan olmayı unuttu.
Depresyondan kurtuluş yoktu, onunla birlikte yaşamak vardı, her an, her dakika, her saat onunla mücadele etmek vardı. Peki beni ne iyileştirdi o zaman? Elbette unutmak.
Zihninin o tatlı sise teslim olmasını küçümseme. Hakikat insanı yorar.