Gözyaşının hiçbir faydası olmadığını anlamak için, yahudilerin Kudüs’te yüzlerce yıldan beri her cumartesi günü başlarını dayayıp ağladıkları taşı ziyaret ediniz: Yüzlerce gözyaşı, bu ağlama duvarını bir santim aşındırmamıştır.
Suriye, Filistin ve Hicaz’da:
-Türk müsünüz?
Sorusunun birçok defalar cevabı:
-Estağfurullah! idi.
Bu kıtaları ne sömürgeleştirmiş ne de vatanlaştırmıştık. Osmanlı İmparatorluğu buralarda, ücretsiz tarla ve sokak bekçisi idi.
Babalarımız için Niş, İstanbul’a o kadar yakındı. Biz eğer Vardar’ı, Trablus’u, Girit’i ve Medine’yi bırakırsak Türk milleti yaşayamaz sanıyorduk.
Çocuklarımızın Avrupa’sı Marmara ve Meriç’te bitiyor.
Geçmişte kalmış boş pişmanlıklar, acı vicdan sızıları iğneler gibi batıyordu ruhuna; bu sitemlerin ağırlığını üzerinden atmaya, kendisinden başka bir suçlu bulmaya, bu acıları ona tattırmaya çalışıyordu. Ama kimi bulacaktı?