Bazen tiyatro perdelerinde dışarıya bakılan bir delik olur ve oyuncular içeriden gözlerini bu deliğe uydurup seyircilere bakarlar, işte ben bu delikten içeriye bakmak isterdim.
İstanbul’un bir tarafı kangren olmuş bir milletin kalbi gibi cerahat saçarak akıyor, bir tarafı genç, olmayacak hayallere inanmış yepyeni çocuklar gibi konuşuyor, bütün canıyla bu yeni ve gelecek dünya rüyasıyla yaşıyor.
Voltaire, Doğu’da “despot yönetimin varlığını ve özgür sanatın bulunmamasını” İslam’la değil, eski Yunan kültürüne uzak kalmak ve semitik kültür çevresinin kalıplarını benimsemekle açıklar.