9/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2026 20:51
Spoiler içermektedir! İNANILMAZ BİR ŞEY OKUDUM. Nasıl anlatacağım, nasıl yorumlayacağım inanın ben de bilmiyorum. Hangi detayından bahsetsem diye düşünürken bile kitabın içinde kayboluyorum. Düşüncelerimi toparlayarak size biraz kitabın etkileyici yönlerinden bahsedeceğim. İlk önce kitabın türü epik fantastik, en sevdiğim tür olur kendisi. Fang Runin diye bir kız uç vilayetlerden birinde uyuşturucu ticaretine bulaşmış bir yaşam sürüyor, istikrarını toplayıp da imparatorlukta topluca düzenlenen akademi sınavına girmeyi ve başarmayı kafasına koyuyor ve başkentteki en prestijli akademi olan Sinegard'ı kazanıyor. Hikayenin başlangıcı bu şekilde. Yazar bize Rin'in mücadelesini her aşamada açık açık gösteriyor. Sinegard'da uğradığı psikolojik şiddet, o kadar gerçekçiydi ki... ben bile kendimi aşağılanmış hissediyordum okurken. Rin gerçekten de her şeyi kendisi öğrendi, gerçekçi ve net biriydi, kendine sağlam bir hedef belirleyip ölmek pahasına dahi olsa, o hedefin peşinden koşuyordu. Derslerdeki başarıdan tut tüm bir ülkeyi yok etme arzusuna kadar. Hedeflerine ulaşmadan kendisine pes etmek şansı vermiyordu, bir motivasyona yaslanıyor ve acıya farklı anlamlar yükleyerek ilerliyordu. Onu başarıya götüren de bu oluyordu zaten. Acı başarıdır. Sık sık gerçekliğinin sarsıldığını ve etrafında bir sır perdesinin dolandığını görüyorduk. Kendi doğrularına bu kadar bağlı biri olması, o doğruyu benimsediğinden değil de, amaçlarına iyi hizmet ettiğinden veya mecburiyetten kaynaklanıyordu. Bu yüzden düştüğü durumlarda kısa bir sendeleme yaşıyor, ardından kendine yeni bir harita çiziyor ve o haritaya bir çarpı atıp da yeni amacını işaretliyordu. Böyle dememe bakmayın, bir makine değil, bir insan okuduğumuzu yüzümüze çok güzel bir şekilde çarpıyordu yazar. Zihnindeki güçü
Haşhaş SavaşıR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 20232,085 okunma
Batarken ufukta bir akşam güneşi
9/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2025 156. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2025 11:53
Reşat Nuri Güntekin’in “Akşam Güneşi” adlı kitabını okurken, açıkçası giriş kısmında biraz zorlandım. Doktor, koruyucu, çavuş gibi karakterlerin yer aldığı ilk bölümlerde kitap tam olarak nerede başlayacak, ana konu ne olacak pek anlayamadım. Bir an duraksadım diyebilirim; hatta “Acaba devam etmesem mi?” bile dedim kendi kendime. Oysa daha önce Reşat Nuri’nin 3-4 kitabını okudum ve her birini çok severek, hiç yorulmadan, merakla bitirmiştim. Ne olup bittiğini takip etmekte hiç zorlanmamıştım. Bu kitapta ise ilk sayfalarda ufak bir sendeleme yaşadım. Ama yine de Reşat Nuri Güntekin’in kalemine olan güvenim ağır bastı. Kaleminin sadeliğine, insanı içine çeken anlatımına olan inancımla okumaya devam ettim. İyi ki de etmişim. Çünkü ilerleyen sayfalarda karakterler ve olaylar daha da şekillenince hikâyeye kaptırdım kendimi. Özellikle Nazmi’nin hırçın halleri, Nazan’la olan karmaşık ilişkisi ve sonrasında Şükran’la evlenmesi derken olaylar derinleşti. Tabii bu sırada Jülide’nin varlığı da hikâyeye ayrı bir yön kattı. Nazmi’nin iç dünyası, geçmişte yaşadığı şeylerin bugüne nasıl yansıdığı çok etkileyiciydi. Adaya yerleşmeleriyle birlikte Jülide'nin Nazmi’ye olan tavrı ve bu tavır karşısında Nazmi’nin tutumu bana bir çocuğun ihmal edilmesinin ne gibi yaralar açabileceğini düşündürdü. Nazmi’nin gençliğinde amcasına çektirdiklerini hatırladım bu noktada ve aslında hikâye farklı bir duygusal derinliğe ulaştı. Kitabın sonlarına doğru Jülide’nin Nazmi’ye yazdığı mektup ve aşkını ilan etmesi beni çok etkiledi. Gerçekten çok güzel bir mektuptu; sade ama içten. Kitabın sonu biraz farklı bitti diyebilirim. Belki ben Nazmi’nin kendi hayat hikayesini anlatmaya başladığı noktaya yeniden dönmesini, orada tamamlanmasını isterdim. Ama buna rağmen yine o doyumsuz, klasik Reşat Nuri kalemiyle
Akşam GüneşiReşat Nuri Güntekin · İnkilâp Kitabevi · 20104,542 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yanlış Kitap (Nörolog değilsen)
1/10
·430 syf.·
2025 19. kitabı
1-Beyin ile ilgileniyorsanız (bir okuyucu olarak) yanlış kitap, bu kitap, Nörologlar için faydalı, zaten beyin ile ilgili okumalar yaptıysanız burada yeni bit şey yok…aranıyor; bulunursa herhangi bir haber kanalının bilim haberlerinde çok daha anlaşılabilirini bulacaksınız. 2-Yazar ‘evrim’ dışında hiçbir teoriyi kabul etmiyor. Bak dışlıyor demiyorum…kabul etmiyor. Yani ne dersen de orada bir idrak enfeksiyonu mevcut. 3-Editör müthiş iş çıkarmış, bölümün başında bir hikaye (hasta hikayesi) başlıyor, otuz kırk sayfa (bazen daha fazla) sağda solda dolaşıyorsun…sonunda bağlandığı yer, en başta açtığı hikayenin sonu. Kurgu kurbanlığı diyorum ben buna, daha sayfalı bir kitap olsun diye ucuz kurgu oyunları. 4-Sendeleme var. Şöyle ki; yazar sana bana indirgesin diye konunun bir çok noktada içine etmiş. Bir yerde latince bir yerde anladınız mı evlatlarım bahsi. 5-Bazen bu kadar yanlış kitap seçtiğine her zamankinden fazla kızarsın (kendine) bu; o kitap.
Öykücü BeyinV. S. Ramachandran · Alfa Yayınları · 2019165 okunma
"Bulanlar Arayanlardır"
Puan vermedi·158 syf.··
2025 3. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2025 00:00
Ve bir arayan daha... Oysa aramayan kim vardı ki? Herkes bir arayışta ve herkes aradığı şeyin içinde. İşte bu arayışlardan birini yaşayan yalnızca bir karakterin serüvenini alıyor yazar. "Ben'i", huzuru, mutluluğu... Velhasıl, uzatmayalım sözü, O'nu arıyor Siddharta. Bu arayışında kendisine dayatılan bütün düzeni reddederek, kendisini yola bırakarak bulmaya çalışıyor. Yeri gelir kutsal kitaplarda, yeri gelir nefsi öldürmekte çareyi bulan samanalarda, yeri gelir herkesin tabii olmaya can attığı ulu bir öğretmende, yeri gelir hafif meşrep bir kadında, yeri gelir dünya denen bataklığa batmakta ve yeri geldi ırmağa bakmakta bulur hakikati. Bir çok mesajın içinde barındığı bu kitap insanın içine bir ayna oluyor. "Bu sensin. Oku onu." diyor. Peki mevzu bahis olan şahıs yani Zeynep hanım ne okudu? Okudu ve anladı ki Bir insan kendi yolunda çok sevdiği insanların da ona eşlik etmesini istese ve bunun için ne kadar çabalasada herkesin kendi hür iradesiyle çizdiği bir yolu var he herkes kendi yolunda ilerleyecektir. Bazen etle tırnak gibi olduğu insanlardan mecbur kalacak ve o tırnak uzayınca kesip atacak. Anladı ki kendisine o kadar güvenmemeli. Sadece kenardan biraz seyredeceğim, diye baktığı şeylerin her birisinden bir parça alıp günün sonunda o binler nefrinle seyrettiği insanların birebir kopyası olacak. Ve anladı ki inandığı doğru yoldan ayrılmak bir anlık sendelemeyle olur. O sendeleme hakikatten çok ince bir çizgiyle ayrılan batıl yola düşmeye sebeb olur. Bunu fark ettiğinde ise büsbütün hakikatin yolu kaybolmuştur. Anladı... Anladı ki hakikati bulmak için çok uzağa değil insanın kendisine eğilip bakması gerekir. Zannımca Siddharta'nın ırmakta bulduğu buydu. Irmağa eğilip baktı, yansımasını gördü ve onu dinledi. İşte hikaye bu kadardı. Diline ve üslubuna değinecek
İnsanın Anlam Arayışı
SiddhartaHermann Hesse · Cem Yayınevi · 197647,1bin okunma
Puan vermedi·99 syf.··
2024 64. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2024 23:48
Doğum Lekesi Gibi Bir Gülümseme / Barış Bıçakçı . Sanıyorum ki okuduğum / dinlediğim Barış Bıçakçı kitaplarından en sevdiğim olabilir Doğum Lekesi Gibi Bir Gülümseme... Sakin bir anlatımla vurucu öyküler kaleme alıyor Bıçakçı... Ama bu sefer düz yolda yürütmüyor yazar, öykünün sonunda ya da sonuna doğru zemin kayganlaşıyor ve hafif bir sendeleme yaşatıyor okura... Kitabın içindeki öykülerden birinin ismi olan "Kusursuz Kısırdöngü" kitabın geneline yayılmış gibi... Oldukça beğendim... . Ağustos ayı Bıçakçı kitabımızdı ve tabii ki canım #kitapdünyamlı dostum Derya Çimen ile okuduk...
Edebiyat
Doğum Lekesi Gibi Bir GülümsemeBarış Bıçakçı · İletişim Yayınları · 20212,417 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2024 119. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2024 12:49
#perimahkumu -SARAH K.L WILSON “Hayvanları kendilerinden daha iyi tanımadığın sürece iyi bir avcı olamazsın, Allie. Hortlakları da öyle… Onları tanımak da bir o kadar önemli. Yaptıkları her şeyi izle. Her şeyde bir örüntü vardır: yaşam biçimlerinde, ne istediklerinde, nerede uyuduklarında, ne yediklerinde… Örüntüyü tanırsan avını da tanırsın. “ Peri Avcısı serisinin ikinci kitabı Peri Mahkumu. Babasını kurtarmak adına düzenbaz bir peri ile yaptığı anlaşma sonucu peri diyarına giden Avcı Allie zorlu maceralara adım atıyor bu kitapta. İlk kitapta kızkardeşinin periler tarafına geçip peri olması, ve sonrasında babasını esir almaları, Allie’yi oldukça zor günlerin beklediğinin habercisiydi. Çünkü o ailesini seven ve onlar için herşeyi yapabilecek biri. Gözü kara, oldukça cesur bir avcı. Fakat bir zamanlar işkence ettiği düzenbaz peri tarafından büyülü kafese hapsedildikten sonra eli kolu bağlı kalmış durumda. Ama bu onun için bir engel değil, cesur olduğu gibi özgürlüğü içinde asla pes etmeden savaşacak bir yapıda. Çıktığı bu yolculukta perilere güvenemeyeceğinin farkında olsa da düşmanlığın çiZgisinden dostluğa doğru sendeleme yaşıyor Allie. Mahkumluktan kurtulup özgür kalmak ve babasını kurtarmak tek hedefi. Peri Avcısı serisi, kısa ama oldukça macera dolu bir seri olarak ilerliyor. İki kitabıda heyecanla okuduğumu söyleyebilirim. Benim için tek sıkıntısı çok çabuk bitmesi. Çünkü böyle fantastik hikayelerde uzun soluklu okumalar yapmayı daha çok seviyorum. Bu seri bu türe yeni başlayacaklar için oldukça ideal. Ben çok keyif alarak okudum devamını da merakla bekliyorum.
Peri MahkumuSarah K. L. Wilson · İndigo Kitap · 202442 okunma