𓂀 𝕊𝕖𝕝𝕒𝕞𝕞𝕞 𓂀
Öncelikle hayırlı bereketli cumalarımız olsun degerli dostlarım...
Şahane bir kitapla tanışmaya hazır mısınız?
Bugün size @ciniusyayinlari ‘ndan çıkan @ozlemkucuk.tr @ozlemkucuk.kitaplari ‘ın etkileyici kaleminden #benkalbinbilir kitabının yorumu ile geldim...
#kitapkonusu
Türkiye'nin köklü basın grubu
Zirve 'nin magazin bölümü olan Nilüfer Dergisi kadınları ve onların birbirinden farklı hayatlarına yolculuk ettiğimiz yüreğinizi sıcacık yapan dostluğu, aile bağlarını ve insan ilişkilerini konu alan bir kitap BEN (kalbin bilir).Onaltı karekter beşyüz sayfa olması gözünüzü korkutmasın.Nasıl başladı nasıl bitti anlayamayacaksınız bile. Çünkü her bir karakterde kendinizden bir parça bulacaksınız.Okurken duygu değişiklikleri yaşayacak, ağlarken gülecek gülerken düşüneceksiniz...
#kitaphakkındadüşüncelerim
Ben BEN’i (kalbin bilir) çok sevdim.
En çokta SEN’i sevdim sevgili @ozlemkucuk.tr @ozlemkucuk.kitaplari ... Naifliğini,dostluğunu,okuruna olan desteğini ve daha anlatmaya kelimelerin yetmediği bir dolu özelliğini.Çok teşekkür ediyorum bendeki gerçek BEN’i ortaya çıkardığın, gücüme güç kattığın için.
İYİKİ yollarımız kesişti, İYİKİ aynı gün dogduk size dair çokça İYİKİlerim var. Rabbim ayağınıza taş gözünüze yaş değdirmesin kaleminiz hep daim olsun inşALLAH...
Dipnot : Kitap 3 seriden oluşacak. BEN’le başlıyor SEN’le devam ediyor BİZ’le bitiyor. SEN’de ve BİZ ‘de görüşmek dileğiyle. Tavsiye etmiyorum kesinlikle okuyun diyorum gerçek BEN’i bulmanız için...
#alıntılar
𓂀 ‘Her şeyi çok fazla ciddiye alarak yaşarken, yaşamayı atlıyoruz.’ (48)
𓂀 ‘İnsanın 'evi' kalbidir.’ (158)
𓂀 ‘İnsan en çok kendine yabancıdır.
Güneş çıktığında 'gölgeler de' aydınlanır’
Mahvolmuş bir vaziyetteyim ve sanırım bu kitabı sindirmem için epey bir zaman gerekecek.
Kitap kulübümüzün haziran ayı kitabı Onur Ayı'na özel bir konseptle Adınla Çağır Beni seçilmişti. Bu beni epey bir mutlu etti çünkü yıllar önce filmini seyrettiğimden beri kitabı delicesine merak ediyordum ve hiç vakit kaybetmeden kitabı okumaya başladım.
Fazlasıyla etkileyici, tutku ve şehvetle donatılmış, tüm çıplaklığı ve ilkel duyguları ile okuduğum bir aşk hikayesiydi bu. Oliver ve Elio, Elio ve Oliver... Bizim ülkemizden pek çok okurun tanımladığı "sapkınlık" veya "rezillik" yorumlarına hiç katılmadığımı söylemek istiyorum. Çünkü aşk biraz da böyledir, sevgili dostlar. Aşk; arzu ve şehvetten bedeninizin yanıp kavrulduğu ve "o kişinin" her şeyini bütünüyle istediğiniz bir duygudur. Sonsuz bir çekim vardır aranızda ve o kişinin her bir zerresine muhtaçsınızdır. İşte Elio da böyle duygularla görüyor Oliver'ı.
Kitabı okurken elimden kalemi düşürmedim, altını çizdiğim bir sürü satır oldu. Yorumumda bu alıntılara da yer vereceğim.
"Dostluk sözcüğü geldi aklıma. Ama herkes tarafından bilindiği şekliyle dostluk hiç ilgimi çekmeyen, yabancı, ekilmemiş toprak gibi bir şeydi. Oysa benim, onun taksiden inmesinden Roma'da vedalaşmamıza dek hep istediğim şey belki de bütün insanların birbirinden istediği, yaşamı yaşanabilir kılan şeydi."
Elio'nun ne istediğini anlatan en güzel pasaj buydu belki de. Utangaç, içine kapanık, pek arkadaşı olmayan ve dostluk tanımından bihaber olan Elio, Oliver'dan bunu hiç talep etmemişti.
"Onun ölmesini de istiyordum, çünkü onu düşünmekten ve bir daha ne zaman göreceğim konusunda endişelenmekten kendimi alamadığıma göre, ölümü hiç olmazsa bu işe bir son verirdi bari."
Elio'nun sevdiğine duyduğu merak bedenini öyle ele geçiriyor ki onun ölmesini bile
Hepinize selamm! Hizmetçinin ikinci kitabının incelemesiyle karşınızdayım. Hem spoilerli hem de spoilersiz olacak. Ona göre uyarı koyacağım.
Öncelikle başlarında sıkıntıdan baygınlık geçirdim. Hizmetçi de başından itibaren olayların içine giriyorduk ve her bölüm sonu heyecanlı bitiyordu. Sürekli sayfaları çevirmek istiyordum. Ama bu kitapda böyle olmadı maalesef. Ne olduysa son 100 sayfada oldu. Ama o 100 sayfayı da soluksuz okuduğumu söyleyebilirim. Sonuyla Hizmetçi yi açık arayla geçti. Bakalım diğer kitapta ne olacak?
SPOİLERLİ KISIM
Şimdi... Okurken şöyle dedim Wendy şeytana pabucunu ters giydirir. Ama sonra fikrimi değiştirip Millie'nin daha tehlikeli olduğuna karar verdim. Kız iki dakikada iki insanın da sonunu getirdi. Ayrıca olayları bu kadar iyi planlayıp buna bir intihar süsü vermesi de zekiceydi.
Öte yandan Wendy...
Herşeyi güzel planlamıştı fakat belli ki sonunu hesaba katmamış. Hele o adam yok mu? Russell. Adamın ne ... olduğu belli değil. Karısını aldatacak kadar aciz, ama adam öldüremeyecek kadar iyi kalpli. Başta aldatıyor karısını sonra da "ben söylerim boşanırız, sonra da senle evleniriz" yok ya. Ee madem başta karına söyleseydin ben senden boşanacağım diye.
Wendy'de keşke sevse adamı. Adamı sevdiği için yapmıyor ki. Wendy kendine koca aramıyordu, kocasını öldürmesine yardım edecek bir aptal arıyordu ve buldu. Tabi o adam bir "melek" çıkınca işi kendisi yapması gerekti, adam görevini yerine getirmemiş oldu ve o da bunu açıkça belirtmek için şu cümleleri kurdu:
"Russel gülümsediyse de yüzünde bir gerginlik vardı. Douglas'ı öldürmek istemediğini saklamamıştı. Kendisi mutfakta saklanırken pis işi bana yaptırmasına hâlâ inanamıyordum. Eh, mutlu değilse şirret karısına geri dönebilirdi, ben kendime milyon dolarımın tadını birlikte çıkaracak yeni
De gidim deee kuyucaklı Yusuf! İşe yaramaz korkak kafası karışık ne istediğini bilmeyen bir baltaya sap olamayan ama tam da bu sebeplerle hayata olan öfkesi yüzünden gururu dev bir kibire gebe Yusuf, çok zor küçük yaşta hem öksüz hem yetim bırakan gurbet ele hiç bilmediği ve sevmediği insanların eline mahkum eden hayat belkide tüm bunlara sebep , birlikte büyüdüğü hatta elinde büyüttüğü kardeşi gördüğü küçüğe göz koyan ahlak bekçisi zır cahil kör kütük cahil Yusuf ! Muazzez gözünü senle açtı babadan anadan görmediği şefkati sende gördü senden başka kimseyi tanımadı ki hem daha aşkın ne olduğunu bilmediği bir yaşta senden gördüğü baba şefkatini aşk sandığı bir yaşta neler ettin kıza, hani akıllısın hani büyüksün hani ahlak bekçisisin hani herkesten ayrı bir mizaca sahipsin ondan kimseleri beğenmezsin ya zavallı Muazzez sana açıldığında onu ayıltsaydın elinde büyüttüğün kızcağıza ‘kadının’ gözüyle adice bakmasaydın Muazzez’in hislerinin aşk değil kimseden görmediği şefkatin tecellisi olduğunu ona anlatsaydın ne olurdu ama yine de Muazzez’in hislerine karşılık vermesen de puşt şakir den onu koruyamazdın zavallı Ali’yi Şakir’den koruyamadığın gibi ! Şimdi düşündüm de senden çok şey beklemişim tüm öykü boyunca oysa sen de küçücük yaşta öksüz yetim kalmış zavallı bir çocuksun belki Muazzez’i kendi ellerinle herkesten uzak o vadiye gömerken koca Yusuf değil daha çocukken gözlerinin önünde anası babası katledilen küçük Yusuf’tun hala! Ne kadermiş ne ağır bir o kadar klasik aynı zamanda iç karartıcı bir son ama ! Ne olursa olsun o kızcağızın sonu senin yüzünden oldu sen o eve te çocuk yaşta hiç gelmeseydin belki Muazzez de uzun ve güzel bir hayat yaşayabilirdi , pespaye ettin kızı sen ve o melun aptal anası ! Ah Muazzez sen bir başına belki mezarına bile tek bir insan gelip bir
⋆。゚︎。⋆。 ゚☾ ゚。⋆(spoiler içerir) ⋆。゚︎。⋆。 ゚☾ ゚。⋆
Macerayla dolu olan bilim-kurgu kitaplarında bize hep aşırı cesur ve fedakar bir ana karakter profili sunulur. Çünkü onlar ya seçilmiş kişilerdir ya da kendilerini seçtirecek kadar fedakar ve güçlülerdir. Kitaba başlarken biz de Ryland’ı öyle sanmıyor muyduk zaten?-ki kendisi de kendini öyle zannediyordu…
“…Bulgularımı dünyaya ulaştıracak küçücük sondalarım var. Ama ben burada kalacağım.”
“Görev niye böyle, soru?”
“Gezegenimin ancak bu kadar yakıt üretecek vakti vardı.”
“Dünya’dan ayrılırken bunu biliyordun, soru?”
“Evet.”
“Sen iyi bir insansın.”
Fakat Ryland’ın aslında bir korkak olması ve başına gelen hiçbir şeyi kendi tercih etmiş olmaması onu daha az kahraman yapmıyor, bunun pekala hepimiz farkındayız. Buna rağmen bilimkurgu kitaplarımızın ana karakterleri neden sürekli cesur, güçlü ve fedakar o zaman? Çünkü ilgi çekmesi için bu bir gereklilik. Fakat bu kitapta böyle bir durumla karşılaşmıyorsunuz çünkü ana karakter en az sizin kadar gerçek: Evet, o korkağın teki. Ve bu gerçek benim cidde aşırı hoşuma gidiyor… Ayrıca Ryland’ın karakter gelişimini de çok rahatlıkla görebiliyoruz. Başlangıçta ölmekten ölesiye korkan, daha nerede olduğundan bile emin olamayan bir karakter görürken kitabın sonunda arkadaşını ve tanımadığı bir ulusu kurtarmak için bile bile ölüme giden o klasik bilimkurgu karakterlerinden birini görüyoruz…
Başlangıçta kitaba inceleme yazmayı düşünmüyordum çünkü her ne kadar zevk alsam da kitap bana hiçbir şey hissettirmemiş ya da düşündürmemişti. Ve bu benim için cidden tuhaftı çünkü genelde etik ikilemlerle dolu distopyalar okuyan biriyken bir anda fizik hesaplamaları yapılan bir bilimkurgunun içine dalmıştım… Ama durup düşününce aslında bu kitapta da fark edecek, hissedecek ve üstüne
Ve daha bulduğumuz nice yollar bizi bizden, başkalarından, önümüze çıkan engellerden kurtardığı gibi deneyimlediğimiz olumsuzluklardan nasıl güzelliklerin doğduğunu yaşamamızı anlamlı hale getirdiğimizi gösterir bize.
Dönüşüm tepeden tırnağa değişimle başlar. Anka kuşu olup, küllerinden yeniden doğabilirsin. Istakoz gibi kendi bedenine sığmıyorsan artık kabuğunu kır ve yeni senle yola devam et! Hazır mısın?