elveda
İndi öz kökünden üzülen menem. Özge budaglara düzülen menem. İndi ne sen, sensen, ne de men, menem. Biz ki, biz değildik, bize elveda. Bahtiyar Vahapzade
Selmanı farısi ra Yüzlerce soruyla baş başayım.Kıyılara vuruyorum kendimi; en uç noktaya, o yüz yılı aşan deniz fenerine... Serkan BOL-Kör Kuyu Selmanı Farisi tasavvuf ehlinin yıldızı Şimdi yüzlerce soruyla baş başaydı O tasavvuf ilminin sönmeyen yıldızıydı Verdiği cevaplar yüz yılları aşarak yaşardı Resuli Ekrem derdiki Selman ehlibeytten Gizleme saklama insanları ilimden Hak ve hakikat aşığı bir yiğitsen Felek uzak olsun yazdığın heceden Ehlibeyttendir Selmanı Farisi Çeksede her çileye bir kez öf demedi Efendimiz onu över ve severdi O bir deniz feneri idi en uç noktaydı ilmi Ey Selman olsun selamın ve duan Yumuşak söz bol selam ile kazanır insan Hakkın sevgisini kazanır ona imanı olan Sende ayrılma güzel ve nasihat yolundan Selmanı farısi dua etti dediki ey Allahım Kıymetlendir ibadet ile geçsin zamanım Tüm servetimi terkederim ben razıyım Seninle baş başa geçsin benim her anım
Din
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
padisah sensen bana yazarsin yok eger padisah bensem sana emrediyorum beni ozle ve bana yaz
eğer padişah sensen gelip ordunun başına geç yok eğer padişah bensem sana emrediyorum gel ordunun başına geç
Sürekli sabahın erken saatlerindeki huysuzluğumla beni tanıyan öğretmen arkadaşımla akşam buluştuk. Diyo ki hocam bu sensen sabahki gördüğüm kim. Baya kafa bişeysin sen akşamları. Ben demiştim de mi okulları akşam yapın diye. Dinlemediler ki beni. Bakın işte gerçek benden mahrum kalıyor insancağızlar. Yazıktır.
129 No.lu Apartman
Bulutlar kara kanatlarını açmıştı yeryüzünün üzerine. Çok geçmeden yağmurlarını yağdırmaya başlamıştı. Teninde hissettiği soğuklukla Dilara pencereye doğru yöneldi. “Bu kadar havalandığı yeter,” diye söylenerek pencereyi kapattı. Mutfak dolaplarını silmeye devam etti. Ne zamandır temizlik yüzü görmeyen bu eve yeni taşınmıştı. Daha doğrusu arkadaşıyla yeni kiralamıştı bu evi. Dilara, Canan ile üniversite açıldığında yurtta tanışmışlardı. Öyle böyle bir yılı devirip geriye kalan eğitim hayatlarını yurtta geçiremeyeceklerine karar vermişlerdi. Ve bir gün dolanırlarken Ankara sokaklarında, 129 nolu apartmanda kendileri için bir daire bulmuşlardı. Tabi komşular, kendilerine deli gözüyle bakıyordu orası ayrı konu. Söylenene göre bundan iki yıl önce yani 2007 yılında yaşlı bir kadın tutmuş bu daireyi. Kadın oldukça tuhaf bir tipmiş. İnsanlarla iletişim kurmazmış. Sokakta gördüğü genç kızlara uzun uzun bakarmış. Öyle bir bakarmış ki torunu yaşındaki kızları kıskandığını düşünürmüş mahalleli. Onların güzelliğini, yaşam enerjisini kıskanırmış sanki. Zaten kadının evdeki misafirliği de uzun sürmemiş. Yaşlı kadın eve taşındıktan 3 ay sonra daireden kötü bir koku yayılmaya başlamış. Komşular, kadının kapısını çalmış fakat açan olmamış. Durumdan işkillenen komşular polisi aramış. Polisler eve geldiğinde kadının yerde yatan cesedini bulmuşlar. Yaşlı bir kadının ani ölümü kimseyi şüpheye düşürmese bile daha ilginç bir şeyle karşılaşmışlar evde. Her yerde normal sayılamayacak sayıda erimiş mumlar ve yanmış tütsüler bulunuyormuş. Polisler başka bir yerden de koku gelmesi üzerine diğer odalara da bakınmışlar. Mutfağa vardıklarında çöp kutusunun yanında birkaç damla kan görmüşler. Çöp kutusunun içine baktıklarındaysa kan lekeleri barındıran enjektörlerle karşılamışlar. Mutfaktan yayınlan