4. Adapta tus expectativas para no desgastarte Uno de los errores más frecuentes es esperar a que la persona cambie y se vuelva sensible. Sin embargo, esto rara vez ocurre. En lugar de centrarte en lo que le cuesta ofrecerte, fíjate en lo que sí que puede aportar. Quizás no sea quien te anime en un día triste, pero puede ayudarte a resolver un problema o hacerte compañía. Cambiar el enfoque de tus expectativas previene decepciones y te permite apreciar lo que sí recibes.
Alıntı
90larda Çocuk 2000lerde Genç Olanların 10 Favorisi
1988 doğumlu biri olarak çocukluk ve gençlik dönemimin nostaljisini sürekli yapmayı çok severim. O döneme dair aklımda kalanları çevremden edindiğim bilgileri ve sürekli andıklarımı kişisel en iyi onlu listem formatında genç kuşaklara öğretmek kendi kuşağıma da hatırlatmak amaçlı paylaştım. 1. En Favori Çocuk Hobileri: Doksanlı yıllar Ülkemizin genel olarak koalisyonlarla yönetilip her koalisyonda çeşitli anlaşmazlıkların yaşandığı bunun da ekonomiye yansıdığı dolayısıyla hobi ve uğraşların lüks ya da gösterişli olmaktan çok tasarruflu ve herkese hitap edecek şeyler olduğu yaygın eğlencelikler formatındaydı. Düşük orta gelirli ailelerin çocukları için dönemin sinek ilacı arabalarının peşinden koşmak bile büyük bir haz kaynağıyken, orta ve yüksek gelirli arkadaşlar kaykay paten dağ bisikleti bmx gibi eksrem sporların ilk örnekleriyle uğraşmaya başlamışlardır. Benim en favori on çoukluk hobim: Alman kale top oynamak, kaykay sürmek, atari oynamak, çizgi film kahramanlarının resmini çizmek, dönemin popüler şarkılarını ezberlemek, tetris oynamak, sokak hayvanlarına eğlenceli lakaplar takmak, annemle halı yıkamak, denizde taş sektirmek ve en sevdiğim atıştırmalığı haftada bir kez olsun aileme aldıracak kadar uslu bir çocuk olmaktı :) 2. En Favori Video Oyunları 8-16-32 bit grafiklerin katlanarak ve şahlanarak mükemmel bir ivmelenme yaşadığı 90lı yılların video oyunları bize hem ev konsolu kültürünü hem atari salonu havasını hem de rekabetçi oyunculuğu tattırmıştı. Kartuşlu ev konsollarının küçücük karakterli yüksek koordinasyon isteyen 8 bit platform oyunlarından zaman içerisinde ilerlemeli, hikayeli, boss savaşlı 16 bit grafiklere evrilen oyunculuk daha sonra CD formatlı konsolların gelişmesiyle sinematik sunumlu geniş dünyalar içeren oyunlara ilk adımlarını
Kişisel En İyi Onlu Listem
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
NO te amargues la vida y NO estés triste, y NO le digas adiós, si tu palabras son hirientes y directas cuando la persona no quiere mostrarse. Tal vez tiene miedo de expresar sus sentimientos y entregar su corazón para no sufrir. Demuestra qué tús sentimientos en tu corazón son más fuerte, qué tus propios miedos y que tu orgullo mismo. Un corazón dulce y verdadero, es más sensible y delicado. Qué Solo con un beso y un alma limpia demuestras lo mucho que te gusta y lo amas. Aunque tus palabras sean duras y directas. Pero tú corazón lo busca y lo extraña en silencio porque hay gusto y amor.
1000Kitap
Nur wachsame und sensible Seelen können das tiefe Chaos spüren. Das Reich der Toten ist immer ruhig und still, so dass die Waage der Gerechtigkeit nie ausgeglichen wird.
''Alem düzenli yapı ve süreçlerden oluşmaktadır, düzenli yapılar ve süreçler her zaman akıllı bir varlığı gerektirmektedir; o halde alem, akıllı bir varlığın ürünüdür. Bu akıllı varlık Tanrı'dır.'' (William P.Alston, ''Teleological Argument for the Existence of God'', The Encyclopedia of Philosophy, ed. Paul Edward, VII, 84.) William Payne Alston (29 Kasım 1921 - 13 Eylül 2009) Amerikalı bir filozoftu. Dil felsefesine, epistemolojiye ve Hıristiyan felsefesine etkili katkılarda bulundu. Doktorasını Chicago Üniversitesi'nden aldı ve Michigan Üniversitesi, Rutgers Üniversitesi, Illinois Üniversitesi ve Syracuse Üniversitesi'nde ders verdi. Önemli Eserleri;  Perceiving God (1991), Epistemic Justification: Essays in the Theory of Knowledge (1989), A realist conception of truth (1996), The reliability of sense perception (1993), Beyond "Justification" (2005), Divine nature and human language (1989), Illocutionary acts and sentence meaning (2000), A sensible metaphysical realism (2001), Philosophy of Language (1964), Realism and Antirealism (2002)
Arı Usun Eleştirisi alıntılar Bir kez deneyimin çemberinin ötesine geçtiğimiz zaman, deneyim tarafından çürütülmeyeceğimizden eminizdir. Bilgimizi genişletmenin çekiciliği öylesine güçlüdür ki, ancak karşılaşılacak açık bir çelişki yoluyla ilerleyişimizde durdurulabiliriz. Ama bundan kaçınmak olanaklıdır, eğer uydurmalarımızda biraz dikkatli olursak—ki gene de bu nedenle daha az uydurma olmayacaklardır. Matematik bize deneyimden bağımsız olarak a priori bilgide ne denli ilerleyebileceğimizin parlak bir örneğini verir. Gerçekten de, matematik nesneler ve bilgilerle ancak bunların sezgide sergilenmelerine izin vermeleri ölçüsünde ilgilenir. Ama bu durum kolayca gözden kaçırılır, çünkü söz konusu sezginin kendisi a priori verilebilir ve bu yüzden arı bir kavramdan güçlükle ayırt edilebilir. Usun gücüne ilişkin böyle bir tanıtlama tarafından ayartılarak, genişleme dürtüsü hiçbir sınır tanımaz. Hafif güvercin özgür uçuşunda direncini duyumsadığı havayı yararken bunu havasız uzayda daha iyi başarabileceğini imgelemiş olabilir. ... Platon anlağa çok dar sınırlar koyduğu16 için duyu dünyasını bırakarak ideaların kanatlarında onun ötesine, arı anlağın boş uzayına geçmeyi göze almıştı. Çabalarıyla hiç yol alamadığım görememiş, çünkü anlağa bir ilerleme yaptırabilmek için bir bakıma üzerine dayanabilmek ve güçlerini uygulayabilmek için bir destek olabilecek hiçbir dirençle karşılaşmamıştı. Ama yapılarım olanaklı olduğunca erken bitirmek ve ancak daha sonra temellerinin sağlam olup olmadığım yoklamak kurgul insan usunun olağan yazgısıdır. Bu yüzden bizi bunların sağlamlıkları konusunda rahatlatmak için ya da üstelik böylesine geç ve böylesine tehlikeli bir sınamayı bütünüyle bir yana bırakmamız için her tür göz boyama yoluna başvurulacaktır. Ama yapıyı kurma sırasında bizi tü m