Şeyma Nur Özdemir

Bizim filmlerimiz, yüz yıllar önce yazılmış efsanelere benzer. O efsanelerde de hep insan­ların hayalleri vardır. Gelelim şu mutluluk meselesine, eğer bir in­san mutsuzsa, onu hiçbir şeyle mutlu edemezsin çünkü mutluluk bir karardır. Köşkler, yatlar, katlar, hatta mevki, başarı, sevgi bile bazen insanı mutlu edemez. Bizlerse onlara dışarıdan bakar, bir eli yağda, bir eli balda, mutlu olması gerekir diye düşünürüz ama “mutluluk” ile “gerekir” her zaman yan yana gelmez.
İnsan değerli olmayı sevile sevile, sayıla sayıla öğrenir.
Ancak bazen en güçlü şeyler, bozulsa da tamir edilmiş ve iyi­leştirilmiş olanlar olurdu.
İnsan risk almadan gelişemezdi ve değişiklikler olmazsa iler­leme kaydedilemezdi.
Heyecanlarını soldurmamaya, göğsünü daraltmamaya, ümitlerini kōreltmemeye gayret ediyorsan iyi gidiyorsun. Karşılaştığın bütün zorluklara rağmen ayaklarını sağlam basıyor, yüzünü aydınlık tutuyor, enerjini kaybetmiyorsan iyi gidiyorsun. Varlık sahibi olduğun, sıfatlarını artırdığın, çevreni genişlettiğin halde yüreğinin temizliğini ve saflığını koruyorsan iyi gidiyorsun. Tenkitten yana cimri, tebrikten yana cömertsen; kalbine gelenleri zorla akıl süzgecinden geçmeye zorlamıyorsan, her gördüğünde eksik bulmuyorsan iyi gidiyorsun. İnsanlığını eksiltmeden, mekanikleştirmeden, insanlıktan uzaklaşmadan yaşıyorsan iyi gidiyorsun. Yaptığını temiz, titiz, güzel yapmaya gayret ediyorsan iyi gidiyorsun. Olmayanı değil olanı görüp takdir ediyorsan, zafere değil sefere odaklanıyorsan, eksiği bile tam görüyorsan iyi gidiyorsun. "Güzel ama...", "İyi ama...", "Beğendim ama..." demeden konuşabiliyorsan iyi gidiyorsun. Ne kadar güçlü ne kadar başarılı ne kadar etkili vs. diye düşünmeden sevdiğin insanlara, sözüne kıymet veren, sana inanıp güvenen, gönlünde yer veren insanlara "İyi gidiyorsun." diyebiliyorsan iyi gidiyorsun.