Dilediğin gibi değilse yaşamın,
hiç olmazsa çalış
elden geldiğince; kirletme onu
kalabalığında yeryüzünün,
koşuşturmalarla, konuşmalarla.
Kirletme yanına alıp sürükleyerek,
sunarak ilişkilerin,
toplantıların
günlük bayağılığına,
yaşamak yabancı, ağır bir yük oluncaya.
Dedin, "Bir başka ülkeye, bir başka denize gideceğim,
bundan daha iyi bir başka kent bulunur elbet.
Yazgıdır yakama yapışır neye kalkışsam
ve yüreğim gömülü bir ceset sanki.
Aklım daha nice kalacak bu çorak ülkede.
Nereye çevirsem gözlerimi, nereye baksam
hayatımın kara yıkıntıları çıkıyor karşıma,
yıllarıma kıydığım, boşa harcadığım."
Yeni ülkeler bulamayacaksın, başka denizler
bulamayacaksın.
Bu kent peşini bırakmayacak. Aynı sokaklarda
dolaşacaksın. Aynı mahallede yaşlanacaksın,
aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Bu kenttir gidip gideceğin yer. Bir başkasını umma-.
Bir gemi yok, bir yol yok sana.
Değil mi ki, hayatına kıydın burada
bu küçücük köşede, ona kıydın demektir bütün dünyada.