Sonra yavaş yavaş mantığım değişti. Hatta dünyaya bakışım, eşyayı görüşüm, insanları anlayışım değişti. Vakıa bunlar bir günde olmadı. Hatta çok güçlükle ve adım adım oldu. Hatta çok defa bana rağmen oldu. Fakat oldu.
Uyandığımda, anımsadım.
Gelir diye sana,
ayak bileklerini de kestim yarınların.
Şimdi hangi huy tutacak yerini, kimlik kadar gerekli olanın? Hangi su boğacak ya da denizi olan bir yarayı?
İşte bu yüzden,
Kutsal bir hitap gibi bu yüze indiğinden,
uzağıma yakın dur!
Yastığımın kastıdır satırlarımdaki ur.
Boğazıma dizilen kelimeleri bir bir yutan,
Yatsı vakti geçmiş bir gecedir bu.
Gel, sırtıma vur!