Kaçıngan bağlanan insanlar da ihtiyaç duyduklarında partnerlerinin orada olmayacağı ihtimalinden endişe duyar. Fakat bu inançlarla baş etmek için tam tersi yolu seçerler. Yakınlık isteklerini duygusal açıdan bastırırlar ve bağımsızlık rolüyle savunmaya geçerler. Çatışma kişiselleştikçe, durumla aralarına mesafe koyma dürtüleri artar. Partnerden daha uzak hissetmek için devre dışı bırakma stratejilerine (partnerde kusur bulmak gibi) başvururlar.
Çatışmalara genellikle bir tarafın kazandığı, diğer tarafın kaybettiği maçlar gibi bakarız: Senin dediğin ya da benim dediğim olacak. Fakat bağlanma teorisi bize mutluluğumuzun partnerimizinkine bağlı olduğunu ve tam tersinin de geçerli olduğunu söylüyor.
İyi bir ilişkinin olmazsa olmazı karşı tarafın iyiliğinin kendinizinki kadar önemli olmasıdır. Partnerinizin ihtiyaçlarını görmezden gelmekle kendi duygularınız, memnuniyet seviyeniz ve hatta fiziksel sağlığınız da darbe alır.
Bir insana verilecek en zalimce ceza onu yalnızlığa mahkum etmektir; bizler sosyal varlıklarız ve başkalarıyla ilişki içinde olduğumuzda en iyi şekilde yaşarız.
Güvensiz bağlanan kişiler kendilerini rahatsız eden şeyler konusunda genellikle iletişim kurmaz. Duyguların ağırlığı altında ezilir ve ani, sert tepkiler verirler.