meyus1okur24

meyus1okur24
@serapymrtp24
öğrenen, öğreten, öğretmen
Puan vermedi·524 syf.··
2026 5. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2026 17:05
Masumiyet Müzesi Eminim ki okurken çoğumuzun aklındaki o soru : Kemal' in duyguları aşk mıydı yoksa bir takıntı mı ? Zengin bir ailenin oğlu olan Kemal’in, uzak akrabası Füsun’a duyduğu derin
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 3. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2026 11:56
Aldous Huxley, Cesur Yeni Dünya’da insanlığın mutluluk adına neleri feda edebileceğini sarsıcı bir biçimde gösteriyor. 1932 yılında yazılmış olmasına rağmen romanın bugün hâlâ bu kadar güncel olması ürpertici. Bu dünyada insanlar doğmuyor, üretiliyor. Daha embriyo aşamasındayken sınıflara ayrılıyor; alfa, beta, gama, delta, epsilon diye. Herkes sistem için ne işe yarayacaksa o şekilde tasarlanıyor. Acı yok, derinlik yok, sorgulama yok. Yerine “soma” var. Yapay bir mutluluk, programlanmış bir hayat ve konforlu bir kölelik… Romanı okurken en çok şu soru zihnime yerleşti: Gerçek özgürlük acıyı da içeriyorsa, insanlar gerçekten mutlu olmak mı ister, yoksa sadece huzursuz olmamak mı? Huxley’in kurduğu düzen, baskıyı zorla değil hazla kuruyor. İnsanlar korkutularak değil, eğlendirilerek yönetiliyor. Tüketim teşvik ediliyor, yüzeysel ilişkiler normalleştiriliyor, aile kavramı anlamsızlaştırılıyor. Böylece birey yavaşça siliniyor ama bunu fark etmiyor bile. Bernard’ın huzursuzluğu, Lenina’nın yüzeyselliği ve “Vahşi” John’un trajedisi aslında insan doğasının üç farklı yüzünü temsil ediyor. Özellikle John karakteri üzerinden verilen Shakespeare göndermeleri, romanın felsefi boyutunu derinleştiriyor. Bence Cesur Yeni Dünya, klasik bir distopyadan çok daha fazlası. Bu kitap, “mutluluk” kavramının içini sorgulatan bir metin. Çünkü Huxley’in dünyasında herkes mutlu ama kimse özgür değil. Sindire sindire okunması gereken zor bir kitap ama kesinlikle okunmalı.
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,1bin okunma
Puan vermedi·235 syf.··
2026 2. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2026 13:38
İstisnasız her cümlesinin altı çizilebilir. Bana göre aşkın, kavuşamamanın en melankolik halini okuyacaksınız. Benim mektup tarzında yazılan eserler çok ilgimi çekiyor. Bu eserde bunlardan biri, çok severek okuduğum ve sürekli altını çizdiğim bir eser : Milena’ya Mektuplar, Franz Kafka’nın bir aşkı anlatmasının yanında aslında kendi iç dünyasını açtığı metinlerden oluşur. Bu mektuplarda okur, bir ilişkiye değil; Kafka’nın korkularına, suçluluk duygularına ve varoluşsal çıkmazlarına tanıklık eder. Milena, metinde bir sevgiliden ziyade Kafka’nın kendini en çıplak hâliyle ifade edebildiği bir muhatap olarak yer alır. Kafka için aşk, huzur veren bir yakınlık değil; kaygı, hastalık ve kaçış duygularıyla çevrili bir alandır. Milena’ya duyduğu sevgi, onda bir tamamlanma hissi yaratmaz aksine, kendini yetersiz ve yük olarak görmesine neden olur. Bu yüzden mektuplarda sürekli bir yaklaşma ve geri çekilme hâli hissedilir. Kafka sevmek ister, fakat birlikte olmayı taşıyamaz. Kendini hep yetersiz, hasta, yorgun ve zayıf olarak görür. Peki aşk gerçekten böyle bir his midir ? Karşımızdakini hep mükemmel, ulaşılmaz bir konuma koyarken bize hep yetersiz mi hissettirir ? Ya da aşk bir tamamlanma hissi yaratmaktan ziyade sürekli bir kaçış ve zayıflık hali midir ? Cevabı siz sevgili okurlara bırakıyorum.
Duygu ve Düşünce
Milena'ya MektuplarFranz Kafka · Venedik Yayınları · 201865,8bin okunma
8/10
·584 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Her ne kadar unutulmuş yazarın unutulmuş kitabı denilse de üzerinizde oldukça büyük bir etki bırakacak olan o eser : Yeşil Ev Ah Llosa... Bu kitabı bitirdiğinizde kesinlikle sevdim ya da sevmedim gibi bir yorum yapmak yerine "etkilendim" diyeceksiniz hatta bir süre üzerinizde anlamlı bir ağırlık bırakacaktır. Yeşil Ev bir genelevdir; ama zamanla yalnızca bir mekân değil, insanların arzularının, suçlarının, kaçışlarının ve çöküşlerinin toplandığı bir yer hâline gelir. Yani kitabın merkezindeki Yeşil ev aslında bir mekandan çok toplumsal yozlaşmanın, bastırılmış arzuların ve ikiyüzlü değerlerin bir panoramasıdır. Roman, farklı karakterlerin hayatlarını parçalı ve iç içe anlatarak ilerler zaman ise düz ve sabit bir şekilde değil karakterlerin geçmişleri, anıları ve şimdiki hâlleri paralel olarak sunulur. Özellikle okurken kendinize "Ben neredeyim,kimdi bu ?" gibi sorular sorabilirsiniz. Okurken birazcık sabır isteyen bir kitap fakat yarım bırakmayıp mutlaka bitirin çünkü gerçekten sonu size sarsacak bir kitap. Son olarak en çok etkilendiğim kısım ise Yeşil evin fiziksel olarak yıkılmasına rağmen zihinde yaşamaya devam etmesi yani özetle : "Bir toplumsal yapının, bir kurumun ya da bir binanın yıkılması, o yapının içindeki düzenin sona erdiği anlamına gelmez."
Yeşil EvMario Vargas Llosa · Can Yayınları · 201213 okunma