Sıkı bir Llosa hayranı olarak Teke Şenliği, Katedral'de Sohbet, Elebaşılar/Hergeleler, Kent ve Köpekler'den sonra 5. kitap bu. Yine bir Llosa klasiği: zaman kayması ile anlatılan öyküler, aynı hikayenin aynı sayfada farklı zamanlarda, farklı mekanlardaki konuşmaların iç içe geçmesi... Sona yaklaşırken, David Lynch filmleri gibi sonu okuyucuya bırakılmış bir kitap mı okudum derken, karmaşık ilişkileri tam da açıklamasa da en azından belirli bir açıklama getiren son bölümle kitap bitti. Okuduğum diğer kitapların aksine çok da ana teması olmayan bir kitaptı. Kitapta bence iyiliğin ve kötülüğün ne olduğu da sorgulanıyor. Kitap zaten küçük çocukların iyi bir Hristiyan yetiştirmek amacıyla küçük kız çocuklarının Rahibelerin isteğiyle, askerlerin silahıyla pagan inançlara sahip yerlilerin elinden alınmasıyla başlıyor. Yani din ve devlet birlikteliği....
Sonuç olarak en çok zorlandığım romanı diyebilirim. Llosa kitapları öyle zaten, okuması çok yorucu. Ama Llosa öyle bir şey zaten. Teke Şenliği'nden başka bir kitabını sevmişseniz, kitabın yazarının Llosa olması yeterlidir artık. Işıklar içinde uyu büyük usta...