Iki yıl kadar Llosa'nın Teke Şenliği'ni okumuştum. O da hacimliydi. Ancak Yeşil Ev'e göre daha anlaşılır, kronolojikti. Yeşil Ev 535 sayfa boyunca size en çok bilmece-bulmaca- oyun vaat ediyor. Metin öyle kurulmuş, kurgu ancak okuyup bittikten sonra ortaya çıkıyor ve sonunda parçaları birleştirebiliyorsunuz. Çift karakterler var mesela; bir X olarak bir Y olarak anılıyorlar. Dikkatliyseniz roman bitmeden, değilse sonunda ikisinin aynı kişi olduğunu anlıyorsunuz. Zamanda savruluyorsunuz. Bir sayfanın içinde 30 yıl sonraya gidiyorsunuz ama buna dair bir işaret olmuyor, aniden gidiveriyorsunuz. Aynı paragrafta üç ayrı karakterin sesi olabiliyor. Onun da işareti yok. Roman ne anlattığından çok nasıl anlattığıyla öne çıkıyor.
Ne anlattığına gelirsek; kauçuğu nedeniyle sömürgeleştirilen Peru'da, Amazon'un içinde ve yakınındaki iki mekanda ( Piura Şehri ve Santa Maria de Nieva) yaşayan ( bazılari bu iki mekanda hareket de ediyor) kimi Amazon Yerlisi, kimi Peru'lu, ( bölgeye yerleşen İspanyollar ya da melezler) insanların sömürge valisi ve kilise tarafından 40 yıl boyunca yönlendirilen hayatlarını, doğa koşulları ve güce karşı mücadele ya da güçle beraber yaşantılarını, tutumlarını okuyoruz diyebiliriz. Misyonerlerin köyleri basarak yerli erkekleri öldüren ve kadınları esir alan askerlerle beraber hareket ettiğini, küçük kızları Hristiyan olarak yetiştirmeye çalıştıklarını, kadınların hizmetçi olarak kullanılmalarına ya da satılmalarına göz yumduklarına şahitlik ediyoruz.
Acımasız Tropikal iklim, kilise ve valilik yönetiminden bunalan insanların rutinini bozan, bir anlamda renklendiren ise Don Anselmo adında bir girişimcinin kurduğu genelev Yeşil Ev oluyor. Yeşil Ev kitap boyunca iki kez kuruluyor. Her seferinde kilisenin antipatisini kazanıyor ancak yine de halk için şehrin