Sercan Arslan

Komiser Nevzat Hikayesi Arayanlara!
Puan vermedi·%31 (140/448 syf.)·
Dikkat! Yırtıcı Kuşlar Zamanı adlı romanda 105. sayfayı geride bıraktıktan sonra yazıyorum. Ahmet ÜMİT ismini bildiğim ve Komiser Nevzat hikayelerinden bir tanesi ile kalemini deneyimlemek istediğim yazarlardandı. Yırtıcı Kuşlar Zamanı adlı romanı da giriş yapmamı sağlayan romanı oldu. İyi ki de olmuş diyorum. Çünkü hikayenin en başı ile şu an geldiğim sayfa itibari ile anlatılanların heyecanı bitmiyor. Tamamıyla anlatılanlar içinde aklınızda canlandıra canlandıra maceradan maceraya atılmaya başlıyorsunuz. Nasıl mı? Palamut Kaptan, Sinek Kamil, Muhtar Nurettin, Janti Cemal, Komiser Nevzat'ın ekip arkadaşları Ali ve Zeynep derken bir çok karakteri tanıyor ama hiç birinden kopmuyorsunuz sanki hepsi birbirine bağlı işlenmiş gibi akıp gidiyor. Hee yalan yok! Her sayfayı çevirdiğimde karakterleri keşfettikçe ve hikayeyi kafamda canlandırırken yıllardır izlediğimiz Arka Sokaklar dizisine bağlamadım değil. Malum ülkemizde polisiye dizi deyince Arka Sokaklar aklıma geliyor. Eee eserde bir Türk yazar elinden çıkınca ve hikayede bizim insanımıza uygun bir eser olunca kaçınılmaz oluyor. Lakin bu böyle gitmez tabi hikayeyi ve karakterleri kendine özgü başka şekilde kafada canlandırmak lazım. :=) Neyse... Bir dizi film izler gibi akıp gidiyor kitap. Bir hikayeyi işlerken ufak ara verip başka hikayeye başlıyorsunuz tıpkı ertesi günü veya bir önceki zamanı yaşar gibi... Butun bunlar olurken 2024 yilinda yazilan bir kitap oldugundan dolayi ulke gundemine, siyasi olarak ince göndermeler yapılmıyor degil gibi geldi bana. Özetle: Şuan okuma gayet zevkli, akıcı ve sıkmadan, heyecan sönmeden devam ediyor, sayfalarda ilerledikce postu gunceller duzenlerim! Görüşmek üzere...
1000Kitap
Yırtıcı Kuşlar ZamanıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202413,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Tarihini bilmeyen toplum ne için savaştığını bilemez!
Puan vermedi·500 syf.··
2025 5. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2025 14:28
Okuduğum en güzel ve akıcı kitaplardan biriydi diyebilirim. Elinize alıp bir oturuşta okuyup bitirebileceğiniz bir kitap. Çok sayfalı kitaplardan korkanlar için bunu söylemek doğru olur diye düşünüyorum. Bu ve bunun benzeri bilgileri barındıran geçmişi öğrenip sorgulayabileceğimiz detay bilgileri öğrenmek fazlasıyla gerekli ve önemli... Kitapta da geçtiği gibi tarihini bilmeyen sağlam adım atamaz. Cumhuriyet döneminde ülkemizin ve toplumun gelişimi için oluşturulan yapılar ve adımlar ki bunların başında elbette köy enstitüleri geliyor. Bu oluşum ile atılan adımlara tanıklık etmek bambaşka bir deneyim oldu. Hem dışarıdan hem içeriden içimizden engeller olmasaydı şu an savunma sanayinde uçak yapımında motor gelişiminde otomobil sanayisinde insan gelişiminde eğitiminde ekonomide tarımda aslında diğer ülkelerde imrendiğimiz şeylerin çoğunda öncü ülkelerden toplumlardan biri olabilirdik. Bunlar şimdi ulaşılmak istenen bir amaç değil geçmişte çoktan kazanılmış güçler ve değerler olacaktı. İşte bu kitapta köy enstitüleri ile birlikte ülke ve toplumumuz yararına atılan adımları ve karşılarına çıkarılan insani ve yapı olarak engellerin neler olduğunu görmüş oluyoruz. Bunu tanıklık ederken de Nedret ve Fikret öğretmenin aşkına tanıklık ediyoruz. Hikayeleri öyle güzel ve samimi ele alınmış ki... Samimiyet aşk fedakarlık esaret zorluk mücadele... Hepsi hepsi... Çok daha fazlası okunmalı okutulmalı...
1000Kitap
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20211,977 okunma
Göğe Çadır Çekmek!
10/10
·528 syf.··
2020 52. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2020 20:36
(SPOILER) "Bir gün gelecek ve bir Gök Türk çerisiyle ordular yeneceğim, göreceksin." -henüz bir "Han" iken söylemişti bu sözü kitabımızın başkahramanı". Gök Türk'lerin efsanevi, güçlü, hedefinden vazgeçmeyen, büyük iz bırakmış Hükümdarı "MUKAN KAĞAN". Ona o kadar sadıktır ki Börileri. Mukan Kağan, 100 Binlik çeriden oluşan ordusuyla o kafasında kurup planladığı bu zamana kadar verdiği her nefes için, kendinden fazla düşündüğü Budunu için, çerileri için, herşeyden üstün tuttuğu ülküsü için, yok etmek istediği Tangut'lar üzerine yürüyordu, yürüyordu ama diğer yandan Batı'daki Budun'un başında bulunan eçisi(amca) İstemi Yabgu, Ak Hunlar ile savaş halindeydi ve Mukan Kağan'dan yardım bekliyordu. O kadar düşünceli ve kafası karışıktı ki Mukan Kağan'ın; hem eçisinin isteğine baş çevirmek istemiyor hemde ülküsünden vazgeçmek istemiyordu. Bir planı vardı. 100 binlik çerisi ile yürüyordu Tangut'lar üzerine ve bir börisini İstemi Yabgu'yu arkasından vurmasınlar diye Çin'lilerin üzerine yollamıştı... Bu yüce Gök Türk çerisi Çin surlarının önüne geldiğinde bağırıyordu, sağdan-sola at koşturuyordu. "eğer bu surlardan çıkacak olursanız 100 bin çerilik ordusuyla "Mukan Kağan" karşınızda bitecektir ve sizin sonunuz olacaktır" diye naralar atıyordu. Çinli General ne yapacağını şaşırmıştı, bir anlaşma yolu arıyordu, böri ile konuşmak istiyordu ama böri bu çağrıya kulak asmıyordu, konuşulacak birşey yok diyordu ben Mukan Kağan'ı, Kağan'ımızı temsil etmek için buraya geldim, "ya o surlarınız arkasında kalırsınız ya da ordularınız ile surların dışına çıkıp benimle savaşırsınız" diyordu. Mukan Kağan'ın yüce börisi bağırıyordu, bağırdıkça Surların içi inliyordu, Çin halkı ve askerleri tek başına surların dışında bir sağa bir sola at süren bu böriden endişe duyuyorlardı. Onu yok
Tarih
Kutlu KağanlıkHasan Erimez · Ötüken Neşriyat · 2016129 okunma
Herşey Bizim Elimizde mi ?
9/10
·484 syf.··
Beğendi
·
2020 48. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2020 22:00
Taa ki Maximillian Wagner'in Atatürk Havaalanında şapkasını çıkarıp onu karşılamaya gelen Maya Duran'ı selamlamasıyla başlamıştı her şey. İşte o anda hikayenin hareketli, aksiyonlu, heyecan ve şevk dolu olacağı belliydi. Hikayeyi özet geçecek olursam, 86 civarı yaşlarında olan Hristiyan kökenli Profesör Maximillian Wagner 60 yıl önce yaşadığı bir olay için Türkiye'ye gelir. Onu İstanbul Üniversitesinde görevli olan bir memura hanım yani Maya Duran karşılar ve yukarıda da dediğim gibi hikayemiz o anda kıvılcımlanır. Maya Duran hikayemizin ana karakteri olan Profesör ile Türkiye'de geçireceği vakit boyunca ilgilenmekle görevlendirilmiştir. Profesör ile vakit geçirir onun isteklerini yerine getirir. Tabi Maya'nın bilmediği Profesörün kendine sakladığı bir sırrı vardır. Maya görevini yerine getirirken onu takip eden insanlar olduğunu fark eder ve bir gün Maya Rektör'ün davetine icap etmek için gittiği İstanbul Üniversitesinde kendisini takip ettiğini düşündüğü kişiler ile karşılaşır, şaşırır. Bu kişiler Maximillian Wagner'in 60 yıl önce yaşanan bir sır gibi sakladığı olayların peşine düşüp düşmediği konusunda bilgi almak isteyen istihbaratçılardır. Maya ve istihbaratçılar konuşurlar ama Maya olayları anlayamaz ve görevini yerine getirmek için Max ile vakit geçirmeye devam eder ve bir gün Max kendisinden onu Şile sahiline götürmesini ister. Maya anlam veremez, bu soğuk kış ayında Max'in orada niye bulunmak istediğini bir türlü anlayamaz ve oraya vardıklarında Profesör araçtan iner kıyıya yaklaşır, yanından hiç ayırmadığı kemanından notaları dökmeye başlar. Tabi tepenin arkasında kalan Maya ve şoför Süleyman, Profesörü göremezler, beklerler beklerler zaman akıp gider ve Profesör hala arabaya dönmemiştir. Max'i merak eden Maya araçtan çıkar tepeye doğru yürümeye başlar ve
Edebiyat
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,8bin okunma
Stefan Zweig - Ölümsüz Kardeşin Gözleri
8/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2020 17:00
Bu adamı seviyorum. Kitabı okumaya başladığımda, ne yalan söyleyeyim Virata'nın ilk önce kadın karakter olduğunu düşünmüştüm... taaki yargıç olduğu kısma gelene kadar... Düşünürümüz Stefan Zweig yine yapmış yapacağını, öyle güzel öyle birbirine orantılı bir şekilde kurgulamış ki hikayeyi hiç bir şekilde kurgu birbirinden kopmuyor bir bütün şekilde ilerliyor. Virata, Kral'ını korumaya, her zaman onun yanında olmaya söz vermiş ve sözünü de yerine getirmiş. Lakin savaş sırasında bir çift göz ile karşılaşıyor ve bu gözlerin düşman safına geçmiş farkına varmadan kendisinin öldürmüş olduğu ağabeyine ait olduğunu anlıyor. Anlıyor anlamasına da işte o an ile birlikte Virata'nın hayatı hikayenin akışıyla birlikte değişmeye başlıyor. Günahsız yaşamak için her şeyi yapmaya ve her şeyden vazgeçmeye çalışan, kendini arayan Virata kendi içsel dünyasında arınma yaşıyor ve yine hayat ile kendisi arasında çelişiyor. Ne kadar kendi hayatını, kendi isteklerini kontrol etmeye, yön vermeye çalışsa da aslında bazı şeylerin kendi kontrolünde olmadığını anlıyor. Adalet, temizlik, içsel huzur, kendini sorgulama ve arayış üzerine ele alınmış mükemmel bir yapıt.
Edebiyat
Ölümsüz Kardeşin GözleriStefan Zweig · Zeplin Kitap · 20185,9bin okunma